Bebeler öldü. Artık ölecek bebe kalmamıştı karlar eriyip yollar açıldığında. Bir gün, güneşli bir gün, at sırtında bir ebe, katır sırtında bir sağhk memuru köye geldiler. Öğretmeni buldular.: Bir dilekçe göndermişsiniz, çocukları aşılamaya geldik.mı mezarları? Ebe, sağlık memuruna; sağlık memuru, ebeye baktı: "Ne diyor bu adam?" Sonra sınıfa girdik, çocukları aşıladılar. İşlerini bitirmeden öğretmene de sordular: Sizi de aşılayalım mı? Gereği yok, dedi öğretmen. Ben tüm aşılan oldum. Tüm hastalıklara, tüm kazalara karşı. Gereği yok.
Elbet sabah da olur, zamanı gelince, elbet, yalnız kentlerin, denizlerin, düzlüklerin üstünde doğacak değil ya güneş, elbet, hurda da, olduğumuz yerde de, karların, karlı kayaların üstünde, ağaçsız çıplak dağlarda da doğar güneş, tüm güzelliğiyle, tüm korkunçluğuyla.
youtu.be/R24RKHVTu6E
Hiç söylenmemiş sözler söylemeli..
El değmemiş,duru sözler sevdiğim için..
Sevdiğim..!
Şehir giysilerini kıskanır
Ve bu yüzden bürünür geceye
Güneş gözlerinden beslenir
Ve saçlarını kollar görmek için…
Sensizken, şehrin boş meydanlarında yürüdüm
Kalın puntolarla
İri laflar ettim,
Öfkemi saldım,
İri dişli postallar üzerine…
Sevdiğim …
Vera..!
hangi çocuğu okşadın..?
ellerinde gülden kokular,
dilinde aşk nağmeleri
Söylesene Vera,
Hangi çocuğun adını andın..?
Sahi Vera,
En son ne zaman görmüştük Sena’yı
Hatırlasana deli kız sana emanet etmiştik o bombaları