Hepiniz Tanrı‘nın sözlerini biliyorsunuz, birbirimizi sevmeli, öldürmemeliyiz. En temel buyruğudur bu onun. Silahlarımızı bıraktık ve o gün bugündür adalarımız savaş yüzü görmedi. Herkes birbirini kardeşi saymaya başladı. Tanrı‘nın buyruklarında ne denli haklı olduğunu gördük. Bir zamanlar büyük kargaşaların kol gezdiği, korkunun son bulmadığı köyler, bugün barış içinde yaşıyorlar. Belki hepimizin içi Tanrıyla ve onun sevgisiyle dolu değil, ama Tanrı‘yı yeryüzünün büyük, en büyük şefi, efendisi olarak kabul ettiğimizden bu yana duyularımızın daha daha geliştiğini, daha güçlendiğini şükran duygularıyla görüyoruz. İçimizdeki sevgiyi günbegün güçlendiren, yüce ruhuyla bizi sürekli daha fazla kaplayan o akıllı ve büyük sözlerine teşekkür ve saygı borçluyuz. Papalagi, “Size ışığı getirdim” demişti. Yüreklerimizi alevlendiren, duyularımızı mutluluk ve şükranla dolduran o güzelim ışığı. Işığı bizden önce ele geçirmişti o. Daha en eski atalarımız bile doğmadan önce aydınlıktaydı Papalagi. Ama, o, başkaları aydınlansın diye ışığı elinin ucunda tutuyor. Kendisi, kendi bedeni ise karanlığın içinde. Işığı elinde tuttuğu için, ağzından Tanrı‘nın adını düşürmemesine rağmen yüreği Tanrı‘nın uzağında.