Mr No!

Ortak dil ise, ortak yaşam I ortak bilgi I ortak birikim I ortak düş kimi yerde, ortak düşüş demektir. Ortak değilse bile, yakın I benzer I gibi. Ama diyebilirsin ki, Bana yabancı olanı arıyorum ben. Öyleyse yolun açık olsun.
Reklam
(ne oluyorsa, yaşamımı degiştiren ne oluyorsa, ne olduysa, hep birden oluyor)
Kendi içimizde güçlü kalalım, Papalagi’nin o hızlı, kurnaz diline yenik düşmeyelim diye. Gelin bundan böyle, bize yanaşacak olursa elimizi uzatıp şöyle seslenelim ona: “Kes şu cırlak sesini. Senin sözlerin bizim için kayada patlayan dalgaların şakırtısı, palmiyelerin hışırtısından başka bir şey değil. Hele hele güneş hiç değil; kendi yüzün gülmedikçe, güçlenmedikçe, gözlerin parıldamadıkça, Tanrı‘nın sureti içinden yansımadıkça.” Dahası, kendi kendimize ant içip yüzüne haykıralım: “Zevklerin, sevinçlerin uzak dursun bizden, bütün zenginlikleri vahşice elinde ya da kafanda toplaman, kardeşinden daha üstün olma hırsın, anlamsız işlerin, türlü marifetlerin, ne idüğü belirsiz göz boyamaların, meraklı düşüncen, hiçbir şey bilmeyen bilgin bizden uzak dursun. Senin bile uykularını kaçıran, döşeğinde rahatını bozan bütün çılgınlıkların uzak dursun. Bizim bunların hiçbirine gereksinmemiz yok, yeter bize Tanrı‘nın bol bol sunduğu soylu güzel mutluluklar. Işığının gözümüzü kamaştırıp bizi yanılgıya sürüklemek yerine yolumuzu aydınlatması için yardımcı olsun bize. Onun ışığında ilerlememiz, o ışığının bizi kavraması için yardım etsin. Bu ışık birbirimizi sevmemizdir, yürekten talofa(selam)  diyebilmemizdir.”
Ne utanç verici, ne korkunç! Çınlayan dili, gurur dolu sözleriyle silahlarımızı elimizden aldı. Tanrıyla konuştu. “Birbirinizi sevin” dedi. Peki ya sonra? Ey sevgili kardeşlerim korkunç haberi duydunuz. Tanrı‘sız, sevgisiz, ışıksız olup bitenleri. Avrupa kendi kendini katlediyor. Papalagi zıvanadan çıktı. Herkes birbirini öldürüyor. Her yerde kan, korku ve çürümüşlük kol geziyor. Nihayet itiraf etti Papalagi, içinde Tanrı olmadığını. Elindeki ateş sönmek üzere. Yolu karanlıklarla kaplı, uçan köpeklerin ürkütücü kanat sesleri ve baykuşların ulumaları duyuluyor.
Sevgili kardeşlerim, Tanrıya tapmamızın yanı sıra saygı gösterip, sevgiyle yüreğimizde taşıdıklarımıza put denirse eğer, Papalagi’nin bizden daha çok putu vardır. Onun yüreğindeki en değerli şey Tanrı değildir. Bu yüzden Tanrı‘nın değil, aitunun istekleridir yaptıkları. Düşüncelerime dayanarak söylüyorum, Papalagi’nin bize getirdiği İncil, onun için takas edilecek bir maldan başka bir şey değildir. Meyvelerimizi, ülkemizin en büyük, en güzel parçasını elimizden almak için kullandığı bir mal. Papalagi’den her şeyi beklerim ben, çünkü onun yüreğinde alabildiğine pislik, alabildiğine günah olduğunu gördüm.
Reklam