Reşit
Beyle birlikte trajikomik kahramanı, intihara yazgılı Eşref Bey de ölmüştü. Ne tuhaf, bu yarım yamalak
kahramanın ölümü, kanlı canlı, sesi hâlâ kulaklarımda olan birinin ölümünden daha çok üzmüştü sanki
beni!
Yaşanan şeyler ne olur Çetin, nerede durur? Hatırlamaya ve belleğe
ilişkin eğretilemeler beni kesmiyor. Tozlu tavan arasına girmek, eski bir sandığı açmak, sararmış bir
defterin sayfalarını çevirmek filan diyorum, beni kesmiyor. Geçmişimizle bağlantı kurmanın tek yolu
hatırlamak mıdır? Başka bir eylem yok mu, olamaz mı?
"Gerçek mi?" diye burun kıvırdı gün görmüş hâkim, "Kendisi de sayısız insan tarafından anlatılmış sayısız
hikâyeden ibaret olan gerçeği kim bilebilir ki!"
Yıldızlı bir gecede, gökyüzünün altında kendini acemi ve çaresiz hissedersen, bu,
yıldızlara bakarak başka şeyler düşündüğün içindir. Yıldızlara bakarak yalnızca yıldızları düşünmek
gerekir. Çetin ben Sevgi'ye bakarken de Nihal'e bakarken de yalnızca onları düşünemiyordum. Bir sürü
kurgu vardı aklımda, bir sürü cümle, gürültü, kalabalık, duygu işlerine karışan akim sakarlıkları... Anla ne
olur!