Yaşamın dört alanını tartışırken bilgi ve varoluşu gözden geçirmiştik. Organize olmuş verilere bilgi diyorum. Varoluşta özümsenerek davranışa yansıyan, yani önceki duruma göre davranışta bir fark yaratan bilgiye 'farkındalık' diyorum. Özümsenmiş bilgi yani farkındalıklar, bilinci oluşturur. Ortama getirilen bilinçte bilgilerimiz değil, farkındalıklarımız işlevseldir.
Diyelim ki insanın tek yaptığı şey, iki kere ikinin dört olduğunu aramaktır, denizleri aşar ve bu arayışta hayatını feda eder; ama onu aramak ve onu bulmak... Tanrı aşkına, o işte bundan korkmaktadır. Çünkü eğer onu bulursa, onun arayacak başka bir şeyi kalmayacağını hissetmektedir. İşçiler çalışmayı bitirdikleri zaman paralarını alırlar; sonra bu onları meyhaneye ve daha sonra da bir karakola düşürecektir elbette... Bu onları en azından bir hafta meşgul tutacaktır. Peki, insan nereye gider? İşte bundan dolayı insan bir amaca ulaştığında tuhaf bir hisle kaplanır. İnsanlar amaçlarına doğru hareket etmeyi severler ama amaçlarına ulaşmayı sevmezler. Kısacası bu komik bir durumdur.
Siz gerçekten benim bütün bunlardan utanabileceğimi düşünüyor musunuz, bunlar hepinizin başından geçmiş olan şeylerdir. Ve bunun yanında bunların hiçbiri kötü bir şekilde kurgulanmış şeyler değildir. Hepsi Camo Gölü"nde geçmiyorlar. Ancak haklısınız, bu kesinlikle hem kaba hem de aşağılık bir şey, Daha da aşağılık olan şu anda kendimi sizin önünüzde haklı çıkartmaya çalışmamdır.