...kurduğum hayaller gitgide derinleşti, karıştı, sanki açık gözle muhteşem bir düş görüyordum, felç olmuştum sanki, uykuyla uyanıklık arasında belirsiz ama yine de hareketli bir şey yaşıyordum, belki çeyrek saat sürdü bu, belki de birkaç saat...
Çünkü gemi yolculuğunda en ufak şey bir olaya dönüşür, örneğin ufukta görünen bir yelken, sudan dışarı sıçrayan bir yunus balığı, yeni fark edilen bir flört, önemsiz bir şaka.
Neredeyse canımı sıkıyordu yıldızların bu kireç beyazı, gözümü alan ışığı, oysa ben gölgelerin içinde bir yerde, bir şilteye uzanıp gizlenmek istiyordum; o parıltının kendi üzerimde değil, tepemde, başka nesnelerde yansımasını istiyordum, tıpkı karanlık bir odadan dışarıdaki manzarayı seyretmek gibi.