Acısını parçalara ayırmaya başladığı için gitgide sakinleşti. En derin acının verebileceği acımasız bir soğukkanlılıkla küçük parçalara ayırdı onu. Bu alınyazısı yalnızca kendisine mi özgüydü Daha binlerce insanın aynı yazgıyı paylaştığını, kendi başından geçenlerin her gün rastlanan bir trajedi olduğunu biliyor, ama yine de şimdiye kadar hiç kimsenin bunu böyle sert bir biçimde yaşamadığını düşünüyordu.
Çevresinde yaşam alay edercesine tekdüze bir biçimde sürüyordu; ara sıra yoldan geçenlerin belli belirsiz gürültüsü bir an için çektiği korkunç yalnızlığı siliyordu, ama sonra yeniden, yalnızca rüzgârın uğultusunun ve dalların çıtırtısının doldurduğu saatler bekliyordu onu.
Artık ne öfke hissediyordu, ne de korku, ürkü, pişmanlık ya da hararet; hissettiği yalnızca serin, serin, ay gibi serin, dolu dolu, tatlı bir esintiyle şişen ve dudaklarına değip geçen havaydı.