Vücut... İnsan vücudu... Ne muazzam, ne hassas bir makine... Ya bu makinenin mühendisi, ustası?
Vücut... İnsan vücudu. Her sahifesi binlerce hikmetle dolu, eşsiz bir kitap. Ya o kitabın kâtibi?
Vücut... İnsan vücudu... Her zerresi ayrı bir motifle işlenmiş, ne ince bir nakışlar manzumesi... Ya o nakışın nakkaşı?
Vücut, insan vücudu. Hiçbir mimarın, hiçbir mühendisin, hiçbir ustanın, hiçbir san'atkârın ve dünyadaki hiçbir kudretin meydana getirmeye muktedir olamadığı, ne büyük, ne ince ve ne şahane bir san'at eseri. Peki, ya onun san'atkârı?
Doktorun karısı, Hepimizin zayıf anları olur, ağlayabildiğimiz için çok şanslıyız, gözyaşları bizi çoğu kez huzura kavuşturur, ağlayamadığımız zaman ölecek gibi oluruz, dedi.