emre koçak

emre koçak
@aemrekocak
küçük defterlerim vardır, genelde yazmak istediklerimi onlara yazarım
İnt. Dr.
Celal Bayar Üniversitesi
Manisa
Bandırma, 1999
55 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
Her insanı seven birileri bulunur çünkü, budur dünyada kalan son adalet kırıntısı.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
İnsan yalnız yaşayınca, anlatmanın bile ne olduğunu unutuyor. İnandırıcılık da dostlarla birlikte ortadan kayboluyor. Olaylar da öyle. İnsan onlara da aldırmaz oluyor: Bir bakıyorsunuz konuşan insanlar beliriyor, bir bakıyorsunuz çekip gidiyorlar. Başını sonunu duymadığınız hikayelere dalıyorsunuz. Duyduğunuzu anlatın deseler, kötü tanıklık edersiniz. Ama buna karşılık kafelerde anlatılamayacak ve inanılmayacak ne varsa onu da görüyor insan.
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Alıntı
Değişen benim sanıyorum. En kolay çözüm yolu bu. En tatsızı da bu. Bu ani dönüşümlere maruz kaldığımı kabul etmek zorundayım. Sık sık düşünen biri olmadığımdan, farkına varmaksızın, içinde bir yığın ufacık başkalaşım birikir ve sonra günün birinde gerçek bir devrim ortaya çıkar. Hayatıma tutarsız, çelişkili bir görünüm veren de budur.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Alıntı
Olayları günü gününe yazmak daha iyi olacak. Açıkça kavramak için bir günce tutmalı. Önemsiz gibi görünseler de küçük ayrıntıları, olayları kaçırmamalı, özellikle hepsini sınıflamalı. Şu masayı, sokağı, insanları, tütün paketlerimi nasıl gördüğümü anlatmalıyım, çünkü değişen bu. Bu değişimin alanını ve özünü iyice belirlemeliyim.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Alıntı
Anneannemin Son Ölümü
“Ne olmuş?” “Anneannemiz ölmüş. Başımız sağ olsun.” “Oh my God!” Sırt çantamı alıp çıktım evden. Minibüse bindim, minibüsten inip otobüse bindim, sonra otobüs vapura bindi, vapurdan indi köprüden geçti, otogara girdi. Otogarda otobüsten indim çevreye baktım, tanıdık yerler değildi. Büfeye gittim, “Bu şehrin en işlek caddesi neresi acaba?” diye sordum. Büfeci güldü. “Niye gülüyorsun ki?” “Yürü git lan yürü git!” Köşedeki taksiciye sorsam mı diye düşündüm. Ama adam dolaştırır, en işlek caddeye götüreceğim diye daha uzak bir yere götürüp bırakır, kendi çıkarını düşünür. Polise sorsam? Devlet memurlarıyla konuşmuyorum, olmaz. En iyi cep telefonuyla birini aramak. Tanıdık birini arayamam. Kaçtığım anlaşılır. Rastgele bir numara çevirdim, genç bir kız açtı. “Pardon devlet memuru musunuz?” “Sapık mısın?” “Hayır, Memur musunuz?” “Değilim.” “Güzel. Ben sapık değilim siz de memur değilsiniz. Peki o zaman bu şehrin en işlek caddesi hangisi acaba? Herkesin bir gün mutlaka geçeceği cadde.” “Ne bileyim, İstiklal Caddesi herhalde. Sen kimsin?” “Bu hayatta rastgele çevirdiği telefon numaralarında karşısına çıkan seslerden başka kimsesi kalmamış biriyim. Belki de ben senin şuuraltınım.” “Kaç yaşındasın sen?” “Beni boş ver. Konu ben değilim ki. Hiçbir zaman da olmadım. Asıl sen kimsin? Senin heyecanların neler, tutkuların neler, hayal kırıklıkların neler? Şu hayatta başın sıkıştığında ilk kimi ararsın? Seni karşılıksız seven kimdir, ne bok yersen ye seni bağrına basacak insan kimdir? Eğer böyle biri varsa bu akşam oun ara, halini hatrını sor bu vesileyle. Yoksa sen de bir gün benim gibi yapayalnız kaldığında, ufacık bir şeyi danışmak için bile arayacak kimseyi bulamazsın. Bu sözlerimi harcanmış yıllarımın manifestosu olarak kabul edebilirsin. Çünkü büyük bir tecrübeyle konuşuyorum,
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam