busra

busra
@aeric
Ben onu görmeden evvel hayatın manasını bilmiyordum, bulamamıştım. Şimdi görüyorum ki o da bensiz yaşayamayacak... Söyledikleri doğru, en az doğru görünenleri bile doğru... Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş. Ne aradığımızı bilmeden aramak... Şimdi içim rahat, aradığımı bulan ve başka bir şey istemeyen biri gibi sükûnet içindeyim... Dünyada bundan büyük bir saadet olur mu?
Edebiyat
Reklam
... fakat şu muhakkak ki bugün olduğum gibi olmak da istemiyorum. Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç ve daha çok manalı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmak da mümkün... Fakat içimde öyle bir şeytan var ki... bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş... Yalnız ben değil hepimiz onun elinde bir oyuncağız...
Edebiyat
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
Edebiyat
"Hiçbir şey istemiyorum. Hiçbir şey bana cazip görünmüyor. Günden güne miskinleştiğimi hissediyorum ve bundan memnunum."
Edebiyat
O gün beni o kadar çok yaralayan şey, hayal kırıklığıydı... Bu genç adamın öyle boyun eğerek gitmesinden duyduğum... hayal kırıklığı, yani beni tutmak, benim yanımda kalmak için hiç çaba harcamadan, evine dönmesi. Gitmesi adına gösterdiğim ilk isteğe boyun eğerek, saygıyla kabul etmesi... Beni kendine çekmek yerine... Bana yoluna çıkmış bir azize gibi tapmasının sebebi... Beni bir kadın gibi görmemesiydi.
Edebiyat
Reklam