Sanırım mesele şuydu: Bütün hayatımı görülme arzusu duyarak geçirmiştim ama aynı zamanda insanlar çok dikkatlice baktığında kaçınılmaz olarak çirkin kısımları da fark ettikletini biliyordum; cilalanmış vazodaki küçük çatlakların sadece dikkatli bir gözlemle belli olması gibi.
Başarılı olacağını başından beri biliyordum, demelerini istiyordum; şöhret, tanınma, ilgi, övgü istiyordum; aileme yerden tavana kadar uzanan pencereleri ve göz alıcı, yemyeşil göle bakan balkonu olan yepyeni bir ev almak, onlara her gün ördek rostosu ve taze balık ısmarlayacak kadar para kazanmak istiyordum; her ne yaparsam yapayım, yaptığım her şeyde mükemmel olmak istiyordum; istiyordum, istiyordum, istiyordum...
"Nereden... nereden biliyorsun bunu?"
"Fark ettim." dedi sadece.
Fark ettim, de ne demekti şimdi? Ayrıca benimle ilgili olup benim bile farkına varamadığım bir şeyi nasıl fark edebilirdi? Çok anlamsızdı. Anlamsızdı çünkü hiç kimse fark etmezdi...