Doğduğumdan beri sana aşık, sana ait gibi hissediyorum kendimi...
Saç telimden ayak parmaklarıma kadar her şeyim ile senin...
Aşk neymiş bana en güzel haliyle yaşattın...
bilmediğim ama bildiğimi sandığım bir şeymiş...
yenilir içilir gibi değil de hissedilen bir şeymiş...
ben senle öğrendim...
yanında olmasa da iyi olduğunu dilemekmiş her bir soluğunda...
gözünü kapatınca karşında gördüğün göz aşk'a ait olanmış...
bazen yanından gelip geçişini hissedebilmekmiş oysa yanında değilken...
bir gülüşüne tekrar tekrar aşık olmak, o aşkın içinde yanıp tutuşmayı istemekmiş...
sesi,içinde kaybolunası bir boşluk; öpüşü ise anlatmaya kalbimin dayanamayacağı bir teslim oluş...
ben sende kayboldum ve kendimi sende buldum...
anlamım sende var oldu, sende çoğaldı...
Ah Saniye Çelik sen nasıl bir kadınsın! Yaşadıklarını okuduktan sonra onun kadar güçlü olabilmemin imkansız olduğunu anladım. Bu nasıl bir sabırdır gerçekten aklım almıyor... (Bu kısım Saniye Hanıma karşı oluşan sempatimden dolayı yazılmıştır.)
Doğan Cüceloğlu'nun beni Saniye Çelik'e hayran bırakan muhteşem bir söyleşisini okudum. Saniye Çelik'in çocukluğundan, gençliğinden, 30 yıllık evlilik hayatından bahsediliyor. Evliliğinde yaşadığı zorluklara rağmen asla pes etmeyişi, hep dik duruşu, kendine olan güveni onu hiç tanımadan sevmeme sebep oldu. Keşke onun kadar sabırlı olabilsem, güçlü olabilsem dedim bir çok kez...Zira eşiyle tanışması ve evlenmesi bile hayatımda duyduğum en "tuhaf" (bu kelime ne kadar doğru bilemiyorum ama nasıl nitelendireceğimi bilemedim) durumdu...
Bir gün Saniye Çelik olabilmem mümkün değil biliyorum. En azından onun kadar sabırlı olabilmeyi diliyorum...
Bir Kadın Bir SesDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20182,189 okunma