10. Sınıf Ocak ayı " Sen..." dedi Işık. " Ege'den mi hoşlanıyorsun?" hızlıca başımı çantamdan kaldırdım. " Ne?" dedim. " Ne saçmalıyorsun Işık? Ben Ege'yi İpek'e ayarlamaya çalışıyorum. Biliyorsun değil mi?" başını onaylarcasına salladı. " Sorunda burada başlıyor işte! Ceren fark etmiş ve sana sormamı istedi. Hala ona aşık o biliyorsun değil mi?" başımı yana çevirip gülümsedim. Işık'ı omuzlarından tutup kapıya itekledim. " Başkalarının köstebekliğini yapmak yerine git ders çalış bebeğim. Burada köstebeklere yer yok!" Işık çıkınca başımı kapıya yasladım. " Özür dilerim İpek. Bunu sana yapmamalıydım." diye fısıldadım. " Ta-da!" diye bir ses yükseldi arkadan. " Sana sürpriz yaptım küçük sü*tük!" gözlerimi kıstım. " Ne işin var burada?" güldü. " Bazı şeyleri açıklığa kavuşturduktan sonra gideceğim bit*h!" öne doğru eğildim. " Ay sen İngilizceni mi geliştirdin! Yeni bir kelime mi öğrendin? Aferin sana!" Sinirle dudaklarını yaladı. " Senden nefret ediyorum!" kulağım acıdı! " Her şeyimi elimden aldın!" Cidden bunu demekten hiç bir zaman bıkmayacaktı. Küçük bir kahkaha attı. " Ege'ye aşık olsan ne halt olacak sanki! O sana bakar mı sanıyorsun! Sen! Zavallı! Küçük! Bir! O***** kızısın!" dediği şeyle kaskatı kesildim. " Ama gör bak! Ege'de senin ne tür bir kusmuk olduğun anlayacak!" o konuşmaya devam ederken aniden sağ elimle saçlarının kökünden tutum aşağı çektim. O büyük bir çığlık atarken bir sürü öğrenci buraya dolaştı. Ama her zaman olduğu gibi kavgayı ayırmak yerine videosunu çekmekle veya fısıldaşmakla yetindiler. " Bana istediğini söyle, küfret, döv, söv... Ama gidip de ölü bir kadına olmadığı şey adına sövme... Özellikle benim yüzümden. O böyle bir şey asla yapmadı." Oysa ne kadar kolaydı değil mi? Bir insana küfretmek... Ama Ceren bana küfretmedi az önce... O
Anket
Hayati İnanç Tanıma Etkinliği
gzt.com/roportaj/medine... Hayâti İnanç, kendi ağzından... :)) Medine pazarından satın alınmış bir köledir benim dedem... Kendine has gülümsemesi, ezberden okuduğu beyitler, gençlerle yaptığı sohbetler… :)) Hayati İnanç, Denizli’nin en küçük ilçesinde başlayan hayat hikayesinin en güzel anılarını ‘Doğduğum Ev’ için anlattı. Medine köle pazarından satın alınan Sudanlı bir kölenin torunu olan İnanç, saz kursuna giderken kendisini Kuran kursunda bulduğu günleri, lise yıllarındaki Sosyalist Devrimciliğini, ‘zehirlendim’ diye tarif ettiği şifa arayışını, 80 darbesinin tam ortasında İstanbul Üniversitesinde yaşadıklarını, radyo ve televizyon programlarına nasıl başladığını bizlerle paylaştı. Yıl 1961, Denizli’nin Çameli ilçesi. Hayati İnanç nasıl bir evde doğdu? 1961 yılında doğduğum hususu tevatürle sabit, ben bilmiyorum tabii. Şubat ayıymış. Denizli'nin Çameli ilçesi, en küçük ilçedir. Babam devlet memuru. Mahrumiyet bölgesi sayılan, Ege'de memurlara ‘mahrumiyet zammı’ verilen tek ilçedir burası. Kiradaydık. Doğduğum evi sonradan gördüm. Köhne, ahşap-taş karışımı… Fakat çocukluğumu geçirdiğim evi iyice hatırlıyorum. Yine kiradaydık, bahçe içindeydi. Önünde bir ceviz ağacı vardı. O ağaçtan düşen cevizler ayakkabılarımızın içine düşer ve biz onları yememek için titizlik gösterirdik. Alır, atardık. Öyle öğretilmiştik, ‘helal değildir’ diye. Bunu ev sahibi öğrendiği zaman çok hislenmiş, 'bu çocuklar nasıl yetişiyor böyle’ diyerek. Sonra bize izin verildi, yemeye başladık. O bahçenin içinden babamın, özellikle ramazan günlerinde akşam namazı için hafifçe koşarak yarım adam boyundaki duvarı biraz da telaşla atlayarak karşıdaki küçücük ahşap camiye gidip akşam namazını kılıp geri gelişini ve tarhana çorbasına