Erkeğin sessizliği çok şey anlatır. Kalbinin kırıklığını, Duygularının yoğunluğunu, Haykıramadığı çığlıklarını.. Görünüşte bir sessizlik, hisler deryasında bir afet!
İnsan ve Duygular
Aşk insanı güzelleştirir derler o zaman ben afet olurum :D
Reklam
YAEM 2026
Konferans Hakkında YAEM 2026, veri bilimi ve endüstri mühendisliği arakesitinde güncel araştırmalar, uygulamalar ve endüstri-vizyonlarını bir araya getirir. Yöneylem Araştırması Derneği (YAD) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ortak organizasyonudur. Tarih: 29 Haziran - 1 Temmuz 2026 Yer: İstanbul Teknik Üniversitesi, Maçka Kampüsü, İstanbul İçerik: Ana konuşmalar, paralel oturumlar, poster oturumları Konferans bilidirilerinin hakem süreçleri ve bildiri özet yüklemeleri Microsoft CMT hizmeti kullanılarak yüklenecektir. Konferans Konu Başlıkları Afet Yönetimi Akıllı Şehirler ve Mobilite Atama ve Çizelgeleme Bilgi Teknolojileri Bulanık Mantık Çok Kriterli Karar Verme Depo Yönetimi Dijital Dönüşüm Endüstri 4.0 Enerji Sistemleri Ergonomi ve insan faktörleri yönetimi Finans Havacılıkta Yöneylem Araştırması Uygulamaları Kalite Kontrol Karar Destek Sistemleri Makine Öğrenmesi Metasezgiseller Optimizasyon Risk Yönetimi Rotalama Sağlık Sistemleri Yönetimi Simülasyon Stok Yönetimi
Edebiyat
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜM BİR “MİHRİBAN” SELİM GÜRBÜZER Sarı saçlarını deli gönlüme Bağlamışım çözülmüyor Mihriban Mihriban Ayrılıktan zor belleme ölümü Görmeyince sezilmiyor Mihriban Sevdiğim Mihriban Yar değince kalem elden düşüyor Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor Lambada titreyen alev üşüyor Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban Tabiplerde ilaç yoktur yarama Aşk değince ötesini arama Her nesnenin bir bitimi var ama Aşka hudut çizilmiyor Mihriban Sevdiğim Mihriban Evet, aşka hudut çizilmiyor. Nasıl çizilsin, öyle bir aşktır ki bu; -Mecnun 'Leyla Leyla' diye çöle düştüğünde ilahi aşkta bulur kendini. -Necip Fazıl aynaya ‘Hani ya kendim” diye sorduğunda tıpkı bir askerin komutanı karşısında oku sadakta elde kemendiyle emrine amade esas duruşta beklediği gibi ‘Benim Efendim’ dediği Abdülhakim Arvasi’ye bend etmiş halde bulur kendini. -Muhsin Yazıcıoğlu kuyu gölgesi üşüdüğü Yusufiye’den “Sonsuzluğa ulaşmak istiyorum” diye ötelere kanatlandığında kar beyaz toprağın bağrına düşüp sonsuzluk kervanında bulur kendini. -Abdurrahim Karakoç ise lambanın titreyen alevinde üşürcesine “Sevgi yetmiyor” diyerek kendini aşkın gözyaşı mihrabında bulur. Belli ki bu üşüme bildiğimiz cinsten üşümek değil. Bu üşüme halini iki güzel insanın hal ve ahvalinden ancak çözebiliyoruz. İşte o iki güzel adam Muhsin Yazıcıoğlu ve Abdurrahim Karakoç’tan başkası değil elbet. Üşüme hadisesinin en yoğun yaşandığı Kahramanmaraş adına yakışır bir şekilde, nasıl ki 80 yıl öncesinde Karakoç’u Mihriban’ca kendi toprak basar kucağında sarıp sarmalamışsa, Muhsin Yazıcıoğlu’nu da tarihler 2009 Martını gösterdiğinde bu kez o en soğuk kış ayazında Keş dağlarında kar beyazca sarıp sarmalayacaktır. Öyle anlaşılıyor ki; Karakoç’a Kahramanmaraş
Allah'im! Ben, din, dünya ve âhiret işlerimde bütün günahlardan bağışlanmak ve (afet ve kederlerden ise) selâmet bulmak istiyorum. -Süleyman el-Cezûli(k.s) / Delâilü'l-Hayrât
Benim bura afet yeri Yangın da var deprem de Hangisini anlatayım ki?
Müzik
Reklam
Reklam