azı durumlarda övgü yasaklanmıştır. Kötüleme ise gıybet ve başkasının aleyhinde bulunmaktır. Biz onun hükmünü daha önce belirtmiştik. Övmede altı âfet vardır. Dördü övende, ikisi övülendedir.
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar adım çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurum kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce bir afet
Peri değil
Huri değil
Gülce beyaz sihir
Gülce ölümcül naz
Buram buram zehir
Yar yüzünde infaz
Kapandı kör gözlerim çevrilmeden geriye,
Ismimi anma yolcu! Sanma boş yere öldüm..
Bin can alan canımı kolayca alsın diye
Azraile göğsümü ben gere gere öldüm..
Ruhum çoktan ölüydü, ömrüm çoktan cehennem,
Beni doğurdu öldü cellât doğuran annem,
Ağlamadan kurudu gözlerimde kalan nem,
Elim ekmek yerine değdi hançere.. öldüm.
Boynumu vurmak için and içerdi ilâhlar,
Ellerimden ürkerdi kullandığım silâhlar,
Kemanımın telinde can verdi padişahlar,
Dizlerim taç yiğite oldu cendere.. öldüm.
Varlığım insanları her gün boğan bir âfet,
Bir gün mâzime baktım: hatıram bir yığın et,
Sultanımın emriyle yaptığım son cinayet
Bir sırma saçlı kızı serdi yerlere.. öldüm.
Taş yüreğim yansa da aman vermezdi asla
Kıvranırken önümde mahkûmlar bir niyazla.
Her ölenden azabım benim bir kere fazla.
Bin can öldü elimde, ben binbir kere öldüm..
(Yedi Meş'ale, Ist., 1928, s. 68-69)