İşte bak, ömrümde ilk yazdığım ateşli aşk mektubu. İlk aşk mektubumun ölmüş bir kıza yazılması ne tuhaf! Onların da hisleri var mıdır ki, ölü dediğimiz o sessiz, beyaz bedenlerin? Ah, Sibyl!
Akıl, başlı başına bir abartı türüdür. Aydın mesleklerde başarı kazanmış adamlara baksana. Nasıl da baştan ayağa çirkindirler! Şu, senin adını söyleyemediğin ama resmi beni gerçekten büyüleyen gizemli genç arkadaşınsa bence hiç düşünmüyor. Buna kalıbımı basabilirim. Beyinsiz, güzel bir yaratık.
" Ah! " diye içini çekti, başını keyifle yumuşak yastığa bastırırken, " pekçok çağda mutluluk aradım ve bulamadım; şöhret aradım, elimden kaçırdım; aşk aradım, tadamadım; hayat -ve şu işe bak, ölüm- daha iyidir. Pekçok erkek ve pekçok kadın tanıdım," diye devam etti. " Hiçbirini anlayamadım. Burada üstümde sadece gökyüzüyle huzur içinde yatmam daha iyi."
"Ben eşimi buldum" diye mırıldandı. "Benim eşim kırlar. Ben doğanın geliniyim." diye fısıldadı, gölün yanındaki çukurda pelerinine sarınıp yatarken mest olmuş halde kendini otların soğuk kucağına bıraktı. " Burada yatacağım. Alnım hep serin olacak. Çılgın düşler göreceğim. Ellerimde nikah yüzüğü olmayacak." diye devam etti, yüzüğü parmağından çıkarırken. "Kökler sarılacak parmaklarıma."
-m