"Hiç kimsenin ilgisine ihtiyaç duymadığın gün olgunlaşırsın. Hiç kimseden beklentiye girmediğin gün yara almazsın. Hiç kimseye bağımlı kalmazsan kazanırsın.." AFİTAB
Alıntı
rukiyesuna.blogspot.com/2026/05/ruya-y-... ( Nacizane altı yıl önce yazmış olduğum Yusuf Şiiri) Ânın çün yazdeh ahter, âfitâb u mâh; alâmeti şân, Biraderân gamz edip mâahu tebaul ediyordu. Sadırlarındaki fenâlık ile Çâh, Yusuf’a gebe kalıyordu. Velâdet, kervana kısmet; Defîneye mâlik vâli, riş’ini zaptedip Çeşmini ândan ayırmıyordu. Ki ummadığı desîselerin Sadâ-yı kademini duymuyor, Âdeta Zeliha’nın âğuşuna Gevher saçıyordu. Yusuf’un cemâli, Zeliha’nın haysiyet nîkâbını yırttığı demde, Mahbesler onun dârı, kasrı oluyordu. Ânın sevgisiyle Zeliha'ın dâmeni Mısır’ı süpürüyor; Elemiyle ehramlardan âli, Nâlânı ile emvâc-ı Nîl’e ahenk katıyordu. Hicran oduyla Yakup, çeşminden
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
gitgide anneme benziyorum afitab
Müzik
Bölüm 9°•○
VIII. Bedbinlik, Melânkoli Dervişine sahib çık ya Hazret-i Mevlâna İsterse yap ister yık ya Hazret-i Mevlâna Mevlâna, dervişine sahip çık; ister yap ister yık, her şey senin elindedir. ● Ey bâdbân-ı şevk açılmaz mısın yine Müstağrak-ı gammım haberin yok mudur senin Ey coşku yelkeni, yine açılmayacak mısın? Ben gam içinde boğulmuşum, bundan haberin yok mu? ● Bir gül’izar semtine pervaz etsene Ey andelib-i cân perin yokmudur senin Ey can bülbülü, o gül yüzlü sevgiliye doğru uçsana; yoksa senin kanadın yok mu? ● Üstünde yoğise yerin arz-ı hakikatin Altında bari hiç yerin yokmudur senin Gerçeğin yüce katlarında yerin yoksa bile, bari aşağıda bir yerin olsun. ● Hırmen-i derdü elem encümen-i firkat olan Mahrem-i bezm-i cefa çille keş-i gurbet olan Dert ve acının harmanında, ayrılık meclisinde yaşayan; cefa toplantılarının sırdaşı ve gurbet çilesi çeken kişi… ● Ağlamak oldu işim ben bu cihanda gülemem Dâmen-i vuslat ile seyl-i sirişkim silemem
Edebiyat
Rukiye Suna Rüya-yı Yusufiye Ânın çün yazdeh ahter, âfitâb u mâh; alâmeti şân, Biraderân gamz edip mâahu tebaul ediyordu. Sadırlarındaki fenâlık ile Çâh, Yusuf’a gebe kalıyordu. Velâdet, kervana kısmet; Defîneye mâlik vâli, riş’ini zaptedip Çeşmini ândan ayırmıyordu. Ki ummadığı desîselerin Sadâ-yı kademini duymuyor, Âdeta Zeliha’nın âğuşuna Gevher saçıyordu. Yusuf’un cemâli, Zeliha’nın haysiyet nîkâbını yırttığı demde, Mahbesler onun dârı, kasrı oluyordu. Ânın sevgisiyle Zeliha'ın dâmeni Mısır’ı süpürüyor; Elemiyle ehramlardan âli, Nâlânı ile emvâc-ı Nîl’e ahenk katıyordu. Hicran oduyla Yakup, çeşminden
Çü âfitâb-ı 'ayânsın zemîn-i tende nihân Misâl-i gevher-i kânsın mukârin-i gül ü hâk