Rukiye Suna
Rüya-yı Yusufiye
Ânın çün yazdeh ahter, âfitâb u mâh; alâmeti şân,
Biraderân gamz edip mâahu tebaul ediyordu.
Sadırlarındaki fenâlık ile
Çâh, Yusuf’a gebe kalıyordu.
Velâdet, kervana kısmet;
Defîneye mâlik vâli, riş’ini zaptedip
Çeşmini ândan ayırmıyordu.
Ki ummadığı desîselerin
Sadâ-yı kademini duymuyor,
Âdeta Zeliha’nın âğuşuna
Gevher saçıyordu.
Yusuf’un cemâli,
Zeliha’nın haysiyet nîkâbını yırttığı demde,
Mahbesler onun dârı, kasrı oluyordu.
Ânın sevgisiyle
Zeliha'ın dâmeni Mısır’ı süpürüyor;
Elemiyle ehramlardan âli,
Nâlânı ile emvâc-ı Nîl’e ahenk katıyordu.
Hicran oduyla
Yakup, çeşminden