"Cesaretini kaybedeni kurtarmak gerekir."
Faruk Duman'ın Orhan Kemal ödüllü roman serisinin ilk kitabı.
Öncelikle şunu söylemek istiyorum, kitabı okurken iliklerime kadar üşüdüm. Ara ara ayaklarımın karıncalandığını ve içimin titrediğini fark ettim. Kitapta o kadar yoğun kış ve kar betimlemeleri var ki bırakın zihninizde canlandırmayı adeta yaşıyorsunuz. 1979 yılında dağ eteğinde bir köyde başlayan hikayede Kenan ile Zeynep'i tanıyoruz önce. Kenan'ın büyük hazinesi, hayalleri ve umudu olan "Sus Barbatus" çıkıyor karşımıza. Latince domuz demek Sus Barbatus. Ve diğer kahramanlarımız Faruk, Doktor Servet, Komutan Bekir, Mustafa Öğretmen, Aynur, Aysel, Gülşen, Atalay... Her bir kahraman kendi içinde bir dünya adeta.
Eser dört ayrı bölümden oluşuyor. Betimlemeler yoğun olduğu için biraz yavaş akıyor. Romanda 1980 öncesi olaylara değinildiğini de görmekteyiz bu da eserimizi başta zannettiğimiz gibi yalnızca köy romanı olmadığını ortaya koyuyor. Askerlerin gelip evleri araması, sözde sakıncalı eserlerin yakılması e toplantılması dönemin köylüsünün içinde bulunduğu yokluk ve kıtlıkla tam bir panorama. Son olarak eser gerçekten çok sarsıcı bir sonra bitti. Kitabın kapağını kapattığımda uzun süre yerimden kımıldamadan kalmışım. Serinin 2.kitabına başlamak için birkaç kitaplık bir mola vereceğim...
Sus Barbatus! 1Faruk Duman