Pintrella

Pintrella
Bazen yazar ama daima okur...
44 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Çok ama çok eski dönemlere gidelim mi?
10/10
·160 syf.·
2023 1. kitabı
Jack London’un en keyifle okuduğum eseri oldu diyebilirim. Buzul Çağı’nın sonlarına doğru yaşayan insan türlerinin hayatlarını bize bir rüya penceresinden anlatıyor. Sizin de zaman zaman rüyalarınızda hiç gitmediğiniz yerlere gittiğiniz ya da hiç görmediğiniz insanlarla görüştüğünüz oluyor mu? Küçük bir çocukken görmeye başladığı rüyalarının peşine düşen anlatıcı, büyüdüğünde anlıyor ki onun rüya olarak gördükleri geçmiş atalarından olan Kocadiş’in yaşadıkları. Yazar olaya reenkarnasyon olarak bakmıyor, aksine gen aktarımı ile anıların ve hatıraların aktarımı olarak düşünüyor. 1800’lü yılların sonunda Darwin’in ortaya koyduğu Evrim teorisinin akabinde 1906 yılında yazılmış. Bilimsel bilgiler yer alsa da yazarın yazmış olduğu birçok şey tam olarak kanıtlanmamıştı. Yazar kitapta üç insan türünden bahseder. Ağaç İnsanları, Halk ve Ateş İnsanları. Ağaç insanları en ilkel yaşayan insan türü. Halk mağaralarda yaşıyor fakat henüz ateşi bulamamış, silahları yok. Ateş insanları ise ateşi bulmuş ve silah olarak yay ve okları var. Kadim konulara meraklı olanların keyifle okuyacaklarını düşündüğüm bir eser. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum… Âdem'den Önce Jack London
Roman
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202126bin okunma
Reklam
Bir Dönemin Panoraması
Puan vermedi·504 syf.·
2022 40. kitabı
"Cesaretini kaybedeni kurtarmak gerekir." Faruk Duman'ın Orhan Kemal ödüllü roman serisinin ilk kitabı. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, kitabı okurken iliklerime kadar üşüdüm. Ara ara ayaklarımın karıncalandığını ve içimin titrediğini fark ettim. Kitapta o kadar yoğun kış ve kar betimlemeleri var ki bırakın zihninizde canlandırmayı adeta yaşıyorsunuz. 1979 yılında dağ eteğinde bir köyde başlayan hikayede Kenan ile Zeynep'i tanıyoruz önce. Kenan'ın büyük hazinesi, hayalleri ve umudu olan "Sus Barbatus" çıkıyor karşımıza. Latince domuz demek Sus Barbatus. Ve diğer kahramanlarımız Faruk, Doktor Servet, Komutan Bekir, Mustafa Öğretmen, Aynur, Aysel, Gülşen, Atalay... Her bir kahraman kendi içinde bir dünya adeta. Eser dört ayrı bölümden oluşuyor. Betimlemeler yoğun olduğu için biraz yavaş akıyor. Romanda 1980 öncesi olaylara değinildiğini de görmekteyiz bu da eserimizi başta zannettiğimiz gibi yalnızca köy romanı olmadığını ortaya koyuyor. Askerlerin gelip evleri araması, sözde sakıncalı eserlerin yakılması e toplantılması dönemin köylüsünün içinde bulunduğu yokluk ve kıtlıkla tam bir panorama. Son olarak eser gerçekten çok sarsıcı bir sonra bitti. Kitabın kapağını kapattığımda uzun süre yerimden kımıldamadan kalmışım. Serinin 2.kitabına başlamak için birkaç kitaplık bir mola vereceğim... Sus Barbatus! 1 Faruk Duman
Roman
Sus Barbatus! 1Faruk Duman · Yapı Kredi Yayınları · 20211,001 okunma
Zamir Aman...
10/10
·368 syf.·
2022 37. kitabı
“Aslında hiçbir sorunum yok… Ama niye bilmiyorum, kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Mutlu olmak için her şeye sahibim… Ama mutlu değilim.” diyor yazarımız kitabın başında. Tam da bu cümlelerin üzerine aslında nice söz söylenir. -Mutlu değiliz çünkü her birimiz ait olmadığımız hayatları yaşıyoruz. -Mutlu değiliz çünkü gün geçtikçe her şey daha kötüye gidiyor. -Mutlu değiliz çünkü Dünya cehennemin ta kendisi! Nereden başlasam Zamir’i anlatmaya inanın karar veremiyorum. Çünkü Zamir biraz sen biraz ben aslında hepimiz. Ki adı da bunun için Zamir. El-Aman mülteci kampının sınırında Palaz köyünde 16 yaşında bir anneden dünyaya gelir, öyle bir yerde yaşamaktadır ki annesi Zelve için El-Aman mülteci kampı cennettir. Ve Zamir’i oraya bırakır. Kampa atılan bir bombayla yüzü parçalanan Zamir hayata asıl orada başlar. Sonrasında ise Birinci Dünya Vakfı’nda barış için çalışmasıyla devam eder. Savaşın ortasında dünyaya gelen ve savaşla bulunduğu noktaya gelen bir çocuğun barış vakfında çalışmasından daha doğal ne olabilir ki? Zamir’i okumak bana gerçekten çok iyi geldi, Hakan Günday’ı özlemişim. Onu okurken kendimi var hissediyorum, yalan dolan sahte olan şeyler yok onun kitaplarında. Hayatın ta kendisi var. Dili yine oldukça akıcıydı, hikaye ise oldukça sürükleyici. Altını çizdiğim o kadar çok cümle var ki her biri birer aforizma niteliğinde. Okuyanlar varsa siz neler hissettiniz? Paylaşırsanız sevinirim… #Zamir #hakangunday #bookworld #bookstagram #okuyorum #dogankitap
Roman
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
TARİH TEKERRÜRDEN Mİ İBARETTİR?
Puan vermedi·608 syf.·
2022 36. kitabı
“Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi.” Der Mehmet Akif. İnsanoğlu Adem’den bu yana hiçbir zaman yaşadıklarından ders almadı. Her ne kadar şimdi biz çok geliştik, medeniyiz desek de inanın bana Habil’i öldüren Kabil’in döneminden farkımız yok. Ki öyle olmasaydı o gün işlenen ilk cinayet aslında son cinayet de olurdu. Bekiroğlu da şöyle diyor kitabın sonunda “ O millet, şu coğrafya, öbür ülke, diğer kavim… İnsanın yaratıldığı günden bu yana sadece iki millet vardı aslıda. Çünkü insanın bir yanı melekse öbür yanı şeytandı. Yarısı Habilse öbür yarısı Kabildi… Bir yanı suysa bir yanı ateşti. Güldü, dikendi, acıydı, şerbetti, İhtişamdı, sefaletti. Ve insan bu, Meryem'in beyaz zambağı, bozgun çıkarıcı kan seviciydi.”(S.593) Kitaba gelecek olursam, belki zihnimin dağınık olduğu bir döneme geldi belki de kitabın ilk başları akmıyordu bilemiyorum ama ilk 200 sayfayı geçene kadar çok zorlandım. Bir türlü kitabın içine giremedim. Nazan Hoca’nın bol betimlemeli dilini bu eserde de görüyoruz. Konu olarak bildiğimiz “Yedi Uyurlar” hikayesini anlatsa da aslında klasik anlatıdan biraz daha farklı. Kitabın da adını aldığı “Kehribar Geçidi”nden geçen yedi farklı kişi ve Kehribar isimli köpeğin Pagan Roma’dan kaçıp vardıkları mağarada 309 yıl sonraya yani Hristiyan Roma’ya uyanmalarını anlatıyor. Yedi kişinin öyküsü ayrı ayrı anlatılırken bir de sonunda kilise arşivcisi Sebastian katılıyor aralarına. “Efesli yontucu Linus, Azatlı Köle Vitalis, Çoban Fazelis, Barbar Yüzbaşı Geta, Yazıcı Köle Simonides, Gezgin Almina, Kandilci Feliks bir de Kehribar.” Her birinin ayrı ayrı öyküsü anlatılmış, beni en çok etkileyen öykü Almina ve Yüzbaşı Geta’nın öyküsü oldu. Aslında her bir kahramanın öyküsünden de ayrı bir roman çıkar kahramanlarımız o kadar da
Edebiyat
Kehribar Geçidi (Ciltli)Nazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,559 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2022 35. kitabı
Kitabı görür görmez lise anılarım canlandı adeta. Bu siyah beyaz kuşe kapaklı eserin farklı kişisel gelişim alanlarında serisi vardı. Okul kütüphanesinden hevesle alıp okumuştum. Şu an bu kadar sosyal bilimlere meraklıysam hep bu tarz kitaplarla erken yaşta tanışmam vesilesiyle oldu. İncelemeyi yazmadan tekrar pdf'ine göz attım. Dili gayet sade anlaşılır ve de öğretici yanı oldukça fazla. Hareketlerin görselleri de var. İnsanları anlayabilmek adına güzel bir başlangıç olabilir sizin için...
Kişisel Gelişim
Beden DiliAllan Pease · Rota Yayın Yapım · 1999312 okunma
Reklam