Afra

Bu zavallı insanlardan, sevgi, şefkat ve insanlık namına, artık ne bekleyebiliriz? Bu iklimin çoraklığı, ruhlarını kurutmuştur. Bu ıssızlık ve bu gurbet onlara müthiş bir egoizm dersi vermiştir. Onun için her biri kendi yuvasında bir kunduza dönmüştür.
Sayfa 181·Kitabı okudu
Reklam
Oturduğum yerden kalkıp Hasan’ın gözlerini kapadım. Hiç bu kadar canlı bakan ölü görmemiştim. Gözleri kapandıktan sonra bile kirpikleri arasından acayip, endişe verici bir bakış sızıyor. Yüzünde hiç ıstırap izi yok. Sanki acı duymadan ölmüş gibi. Lakin, yalnız bu çocukta değil, ben savaşta ölenlerin hemen hepsinin yüzünde bu sükuneti, bu tatlı sükuneti gördüm. Dudaklarında takallüs(kasılma) yerine rahat bir gülümseme, bir güzel rüyaya dalmış adamın gülümsemesi...
Sayfa 179·Kitabı okudu
Felaket bile bizi birleştiremedi. Aramızdaki, benimle onlar arasındaki uçurumu belki daha ziyade derinleştirdi.
Sayfa 170·Kitabı okudu
Ben onun önünden geçip gidiyorum. O bana karşıdan bakıyor. Fakat her defasında, aramızdaki sessiz anlaşma, sessiz söyleşme, bizi değme uzun, sevdalı konuşmalarından çok birbirimize bağlıyor. Gözle görülmez ve fakat çelikten daha kuvvetli teller ondan bana, benden ona uzanarak bizi bir ağ gibi içine alıyor.
Sayfa 167·Kitabı okudu
Sert ve yalçın tabiat; söylemiştim ki, sen bir üvey ananın kucağı gibisin. Bu gerçeği, şimdi her zamandan daha fazla hissediyorum. Ne altında geçici bir huzur bulunabilecek bir gölge, ne kıyısında serinlenecek bir suyun var! Katı yürekli toprak! Bir gün cesedim bir daha kalkmamak üzere üstüne düştüğü vakit, kim bilir, beni bağrına ne vahşi bir huşunetle bastıracaksın.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Reklam