Ayakta durmanın sözlerini tekrar edip, güzel yüzlü genç kızlarımıza ve genç erkeklerimize sahip çıkabilme yollarını bulmak o kadar da zor mudur? Böylesi bir yenilgiyi hak edecek ne yaptık? Yüzümüzden, yemek yeme tarzımızdan, ailelerimizden, gülümsemelerimizden utanmanın sebebi nedir?
Kimseye benzemeyen ucube varlıklar olarak ortalıkta gezinmeye başladı bazılarımız. Bizim dediğimiz ne varsa küfredip, aşağılamaya ve onlardan bir farkları olmadıklarına dair zavallı yeminlerine sağınmaya başladılar. Bu oyunu kazanma şansınız yok!
Elinizdeki silah dolu ve Rus ruleti oynamak çok aptalca. Birazdan beyniniz yere dağılacak ve onlar bu zavallı gösteri nize gülecekler...
Ortalık iyice karardığında, etrafindakiler seçilmez olduğunda, birileriyle yüz yüze gelecek istek kalmadığında içinde, artik gitmelisin. Bakışlar iyice bulanıklaştığında gitmek gerek; başka coğrafyalara, başka sokaklara, gökyüzünün henüz aydınlık vermeye devam ettiği yerlere.
Bu kent üzerine çullanıyorsa sabah akşam ve ağırlığı, adımlarını günbegün yavaşlatıyorsa gitmelisin. Direngen adımlarla, kalbini yormak pahasına, başka sokaklarda yürümelisin. Sana ait her şey zamanla tükeniyorsa gitmenin vakti gelmiş demektir. Tükenmesinden korktuğun birkaç şey kaldıysa geride bırak. Kalbinden başka ağırlık olmasın üzerinde.
Geride bıraktıkların, uzaklarda bir gece vakti yaktığın sigaranın dumanıyla çoğalsınlar hayatında. Hasret olsunlar, özlemek olsunlar, yitirmek olsunlar. Bir hayal olup gecene dolsunlar.Git ve giderken bakma sakın. Kalanlara, ardından bakanlara, ardından seslenenlere...Geride kalanların gözlerine bakma sakin.Bakarsan gidemezsin. Gözlerinden çekip alamazsın kalbini. Insanın kalbi, en çok sevdiklerinin gözlerinde kalır. Geride kalanların gözlerine bakmamalısın. Bir bakarsanateş ruhunu yakar. Adımların yavaşlar, gidemezsin.