Hayatla yeni merhabalaşan bir genç kızdım, derslerime çalışmış ve iftiharlar almıştım. O günden sonra gökyüzünde kuşların cıvıltısı duymaz oldum, o günden sonra bulduğum her boş kağıda ölüm diye yazdım. Hastanelerin ıslak kokulu koridorları bedenime ve ruhuma sökülmesi güç bir leke olarak yapıştı kaldı. Yıllar sonra öğrendim ki guguk kuşları yuva yapmazdı. İlaçlar verdiler gözlerime perdeler indi. Uyuştum, dondum. Evlenip de evsiz kaldığımda, sevip de aşksız kaldığımda anladım bir guguk kuşu olduğumu.