Ayşe AKAN, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

Dinle!
Büyük bir ağaç karaltısı arasından gelen rüzgarın sesi sessizliktir.Bir dağ akıntısının gümbürtüsü sessizliktir. Gökgürültüsü sessizliktir. Doğanın, karşılığında hiçbir şey istemeyen doğal düzeni, onun hayat verici sessizliğidir.

Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Sayfa 318)Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Sayfa 318)
Sekiz, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Şifre
"Gençliğinde ağaç dikmek ve diktiğin ağaca bakmak seni mutlu edebiliyorsa, yaşlılığında da o ağacın gölgesinde oturmaktan mutlu olursun."

Büyü Dükkanı, Yeşim Türköz (Sayfa 71 - Epsilon Yayınevi)Büyü Dükkanı, Yeşim Türköz (Sayfa 71 - Epsilon Yayınevi)

Aşk yağmuruna tutulmuş bir şemsiye gibi garip ve çaresizim uzaklarda bir ağaç gibi yetişen umut bana seninle aşkı haber verir gibi mağrur.

Haydi Abbas
HAYDİ ABBAS..
Cahit Sıtkı askerliğini yedeksubay olarak yapmak üzere birliğine gider.
O yıllarda yedeksubay sayısı az olduğundan her yedeksubaya emir eri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla isimlere bakmaktadır ki bir isim dikkatini çeker. Abbas oğlu Abbas..
Sakat çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas.. Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısındaki civan mert yiğit biri selam çakıp;
- Abbas oğlu Abbas, Emret komutan!.. der..
Aralarında şöyle bir konuşma geçer;
- Nerelisin?
- Memleket Mardin, kaza Midyat komutan.
- Sen benim emir erim olurmusun?
- Sen bilir komutan!.
Askere eşyalarını toplamasını ister ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını ister. Zamanla askerin zekiliği sıcakkanlılığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar, Cahit Sıtkı'ya kahvaltı hazırlar. Öğle yemeğini sormadan hazırlar. Tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Düzenli olarak Cahit Sıtkı'nın kıyafetlerini ütüler hazırlar ve evin temizliğini yapar..
Akşamları olunca Cahit Sıtkı'nın sevdiği yemek ve mezeleri hazırlar..
Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı.. Zaman zaman karşısına alıp dertleşir ve bu Anadolu çocuğunun ruhundaki gizli şeyleri keşfeder..
Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas.. Aralarındaki duygu bağları güçlenir.
Böyle bir keyif akşamında alkollü Cahit Sıtkı sorar;
- Sen İstanbul'u bilir misin Abbas?
- Bilir komutanım..
- Orda bir Beşiktaş var bilir misin?
- Bilir komutan!. Ben orda acemi birlikteydim. .
- Orda benim bir sevgilim var.. Sen O'nu kaçırıp bana getirir misin?
- Elbet komutan!
Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki Abbas yeni asker kıyafetleri giymiş, traş olmuş, hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar;
- Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?
- Ben istanbula gidecek komutan!..
- Ne yapacaksın sen İstanbulda?
- Sen söyledi bana.. Ben gidecek, sana Sevgiliyi getirecek!..
Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı..
Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanır..
Akşam olur.. Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbası karşısına oturtur.. Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kaleme döker..
"Haydi Abbas, vakit tamam..
Akşam diyordun, işte oldu akşam..
Kur bakalım çilingir soframızı..
Dinsin artık bu kalp ağrısı..
Şu ağacın gölgesinde olsun,
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal, çıksın bu gece..
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit;
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan.
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan..
MARKO GRASSI.1976.

Ebru Torun, bir alıntı ekledi.
 9 saat önce

"...çünkü karadutun lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış. Babaannem, insan da aynı bu ağaç gibidir, demişti o gün bize. Yarasına ilacı başka yerde arayan her zaman yanılır. Her yaranın merhemi kendi dalındadır."

Kırlangıç Dönümü, Sinan Sülün (undefined)Kırlangıç Dönümü, Sinan Sülün (undefined)

Gölgesine yabancı ağaç; yalnızlığa yaprak bile olamaz. 🍃🍃

Nazım Hikmet
Bilekler kan içinde,
dişler kenetli,
ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak
bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları,
Bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi
tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...