Yoşiko, beyaz tenli, dişlek bir kızdı. Her sigara almaya gidişimde, gülerek uyarırdı. ‘’Neden olmasın? Neresi kötü? ‘Olan içkiyi iç, insanoğlusun, kötülüğü sil, sil’ demiş, eskiden bir İran’lı. Neyse bırakalım şimdi bunu. Üzüntüden yorulan yüreğe umut taşıyan, yalnızca mest kadeh ol’ demiş. Anlayabiliyor musun?’’
‘‘Anlamıyorum.’‘
‘‘Seni gidi. Öperim şimdi seni ha!’‘
‘‘Öpsene.’‘
Hiç çekinmeden dudaklarını uzatıyordu.
‘‘Ne kadar aptalca. Namus kavramı…’‘
Fakat Yoşiko her şeyiyle hiç kimse tarafından kirletilmemiş genç kız kokusu yayıyordu.