"O oğlana zaten hiçbir gün kızmadım," dedi, bu sonucu zaten baştan tahmin etmiş iddialı birinin edasıyla. "Evet, çok iyi kalplidir, ama çok da zayıftır... Hangi anne kızını öyle bir damada vermek ister..."
O günlerde, yaşadığım hayatın bilerek ve kararlılıkla yaşadığım bir şey değil de, -tıpkı aşk gibi- başıma gelen ve rüyalardan çıkma bir şey olduğu duygusu içimde gitgide yükseliyor, bu karamsar hayat görüşüyle ne savaşmak ne de ona tamamen teslim olmak için kafamda böyle bir düşünce yokmuş gibi davranıyordum. Her şeyi kendi halinde bırakmaya karar vermiştim de denebilir buna.