"Mutlu görünmüyorsun," dedi. "Mutlu olmaya çalış."
"Benim için hayatın amacı mutluluk değil," dedim. "O yüzden benim mutlu olmadığımı, hayattan kaçtığımı zannediyorsun... Bana huzur veren başka bir hayatın eşiğindeyim..."
"Aşkından değil, başına bir felaket geldiğine inanmak için sarılıyorsun bana."
“Felakete niye ihtiyacım olsun ki?"
"Her şeye burun kıvıran acılı adam olmak hoşuna gidiyor. Ama artık aklını başına toplaman lazım canım."
"Sen de mi uyuyamıyorsun?" diye fısıldadı babam.
"Bu ara uyuyamıyorum bazı geceler," diye fısıldadım suçlulukla.
"Merak etme, geçer," dedi şefkatle.
"Daha gençsin. Acılar yüzünden uykusuz kalmak için daha çok erken, korkma. Ama benim yaşıma gelince hayatta pişman olduğun şeyler varsa, sabahlara kadar yıldızları sayarak bekliyorsun. Sakın pişman olacağın bir şey yapma."