Yolunda gitmeyen, yanlış bir şey, bir gariplik var. Agnes bu­nun ne olduğunu bilemiyor. Tek teli akort edilmemiş bir müzik aletini dinler gibi: her şeyin olması gerektiği gibi olmadığına dair kulak tırmalayıcı bir his. Her şey gereğinden fazla hızlı, fazla er­ken oluyor.
Birinin acısını ve ıstırabını, gözden kaçırmak öyle kolay ki; bilhas­sa o kişi sesini çıkarmıyor, mantarı sımsıkı takılmış bir şişe gibi her şeyi kendi içinde tutuyor, basınç gitgide artıyorsa. Fakat nereye kadar? Agnes hiç bilmiyor.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şiddetli bir fırtınada ayakta kalmaya, taşkın bir nehirde akıntıya karşı yüzmeye, devrilmiş bir ağacı kaldırmaya ça­lışmak gibi bir şey bu. Agnes kendi acizliğiyle, yetersizliğiyle ilk kez böylesine yüzleşiyor. Öteden beri kendini hep güçlü bulmuş...
"Hayatının en kötü anını görüp durdurmak için hiç bir şey yapamamak," dedi Agnes'a, "nasıl bir şey biliyor musun?"
Alıntı
"Birinin acısını ve ıstırabını, diye düşünüyor Agnes tabakları kaldırırken, gözden kaçırmak öyle kolay ki; bilhassa o kişi sesini çıkarmıyor, mantarı sımsıkı takılmış bir şişe gibi her şeyi kendi içinde tutuyor, basınç gitgide artıyorsa. Fakat nereye kadar?"
Sayfa 152·Kitabı okuyor
Istırap ne kadar büyükse, iftihar etmek için neden o kadar az olmalıdır.
Sayfa 144·Kitabı okudu
Edebiyat