Yasaları öyle bir yaz ki, vurmak şurada dursun, vurmak için elimi bile kaldıramayayım! Yasa dediğin demir gibi olmalı. Anahtar gibi. Yüreğimi bir kilitleyecek, olay bitecek!
Nasıl yaşadım ben? Hatırlaması bile utanç verici... Hep ucundan kıyısından, salona çekine yaşadım hayatı... acı benim acım, neşemse çalıntıydı! Bazen babam bağırır: "Sakın ha!" Bazen, karım çemkirir: " O paraya el sürme!" Bazen bir rublelik banknota bakıp bakıp yutkunduğum olurdu... Bütün çürümüş böyle geçti: Uysal, boynu bükük. Yaşlılık günlerimdeyse oğlumun uşağı oldum. Niye gizleyeyim ki? Uşaklık ediyorum, kardeş, her işini sessizce görüyorum, o ise soylu bir beyzade gibi bağırıp duruyor. Bana "Baba!" diye seslendiği zaman ben bunu "Uşak!" diye anlıyorum. Ne yani ben oğluma uşaklık etmek için mi doğdum, bunca yıl uşaklık etmek için mi yırtınıp durdum? Hoş, uşaklık yapmasam, çok mu keyifli bir hayatım vardı sanki?