Hüzün dolu bir şekilde, “Ah, Melody keşke acını dindirebilsem,” dedi.
Göz yaşları içinde gözlerimi kırptım.
Beni kucağına çekti. Eskisi gibi kucağına sığmasam da iyi
hissettiriyordu. Hafif hafif mırıldanarak beni salladı. Sonunda
kalp atışlarını dinleyerek uyuyakalmışım.
Bana gelince benim de vücuduma bağlı olan fiziki kablolar tıpkı o aydınlatmadaki gibi. Büyük ölçüde yanık durumdalar. Ama beynime giden kablolar -ah! Kesinlikle, son derece mükemmeller !
Last year, on my birthday, I was sitting at a café in the South of France
by myself, eating blackberry cake I hadn’t ordered and fielding
frantic phone calls from my mother.
A year ago today, I was