Ah Mary; üzümlü kekim...
Puan vermedi·120 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 22:37
Kıyas yapacağım; Kafka'nın Milena’ya Mektuplar 'ındaki umutsuzluk yerine Halil'in Mary'e mektuplarında kırgınlıklara rağmen hep umut var. Ve hayatın olağanlığı... Tabi bir de Mary'nin cevaplarının olması arada gerçeklik hissini artırıyor bu sevginin. Milena sanki daha platonik kalıyor gibi. Ya da ben büyümüş de olabilirim. Çünkü bir zaman Kafka'nın Milena'sı olmak istemiştim ama duamıza dikkat etmek gerek; şimdilerde Halil'in Mary'si olmayı daha çok isterim. Daha nefes alınabilir bir sevgi. Yaptıklarının lutfu yerine yapabileceklerinin ve henüz yapamadıkladının sancısını çekmek... Şey değil mi bu, anksiyete? Gelecek daha gelmeden gelmesini arzulamak ama gelen geleceğin geldiği an geçmiş olmasından mütevellit bir sonraki geleceğin gelmesi için yeniden duyulan arzu ve bunun bitmek bilmeyen döngüsü... (yazıyor olmasam aynı cümleyi tekrar kuramayabilirdim :)) Yoruldum ben. Yapabileceğimi bildiğim yapabileceklerimin, yaptığımı bildiğim yaptıklarımı gölgelemesinden. Yine bir yalnız değilmişim hissi ve yine anına denk gelen kitap, yazar... Hissettiklerimi hisseden insanlar varmış. Bir sonraki kadehimi gerçekleşmesinden korktuğum için kendimi sabote ettiğim potansiyelime kaldırmak istiyorum. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Ermiş’in Aşk MektuplarıHalil Cibran · Can Yayınları · 2025316 okunma
*Oh bee sonundaa *diyeceğim eserin incelemesini yazıyorum:)
Puan vermedi·400 syf.··
2026 8. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 00:56
Ah be Kafkaa .Ne zaman bitecek diye sabırla beklediğim ve sonunda biten o kitap !. Kendi iç dünyasındaki çatışmalarını, kaygılarını , yalnızlık duygusunu ve varoluşsal sorgulamalarını nasıl da yansıtıyorsun böyle .Bu eserde aşk ,idealize edilen bir duygu olmaktan çok ; korku ,bağımlılık, suçluluk ve yetersizlik hissiyle iç içe geçmiş karmaşık bir deneyim olarak karşımıza çıkıyor .Kafka 'nın Milenaya duyduğu yoğun bağlılık ,onun kendi kırılgan yapısıyla birleştiğinde ," sevmenin aynı zamanda incinmek" anlamına geldiğini gösterir.Eğer tutkulu , dramatik ve psikolojik derinliği olan metinleri seviyorsanız ,bu kitap sizi içine çekecektir.Ancak hareketli bir kurgu yada romantik bir mutluluk beklentisiyle okunursa sizde hayal kırıklığı yaratabilir .Çünkü eserde öyle bir son yok maalesef .Kafka ' nın yazdığı bu mektuplar onun maskesiz hâlidir binevi.Okuyucular zihninin en savunmasız köşelerine tanıklık eder.Aşk ,burada huzur değil ; kaygı , bağımlılık ve iç çatışma üretir .Bu yönüyle eser ,modern bireyin sevme biçimini ve iletişim kurma zorluklarını anlamak için güçlü bir kaynaktır.Sonuç olarak ,herkese hitap eden bir kitap değildir ; fakat doğru bir okur için çok sarsıcı ve unutulmaz olabilir .Eğer bir insanın sevdiği kişiye yazarken bile kendi iç karanlığıyla nasıl mücadele ettiğini görmek istiyorsanız, bu kitabı okumak isteyebilirsiniz.Bu incelemeyi yazmak için çok bekledim ve sonunda yazabildim.Benimde yeri geldiğinde sarsıldığım ve kendi iç çözümlemelerime gittiğim bölümler oldu . Dilerim sizin de çok keyifle okuyacağınız ve kendinize bir pay çıkaracağınız bir eser olur .Keyifli okumalar sevgili okuyucular:)
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Sıfır6 Yayınevi · 201965,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ah Milena hasta bir adamı sevecek kadar hastaydın
9/10
·318 syf.·
Beğendi
·
2026 5. kitabı
“Milena’ya Mektuplar”, Franz Kafka’nın kaleminden çıkmış bir aşk itirafı gibidir; ama alışıldık bir aşk hikâyesi değil bu. Daha çok, sevilmeye duyulan derin bir ihtiyaçla, sevmekten duyulan korkunun çarpışmasıdır. Kafka, Milena’ya yazdığı mektuplarda yalnızca onu sevdiğini söylemez; kendi kırılganlığını, hastalığını, yalnızlığını ve içindeki karanlığı da çıplak hâliyle ortaya koyar. Milena onun için bir kadın olmanın ötesindedir: hayata tutunabildiği nadir anlardan biri, anlaşıldığını hissettiği tek ses gibidir. Ama Kafka, bu yakınlığın ağırlığından da korkar. Yaklaştıkça geri çekilir, severken yaralar, yazarken kaçar. Mektuplar ilerledikçe okuyucu şunu hisseder: Bu aşk kavuşmak için değil, yazılmak için vardır. Kafka, Milena’ya ulaşamaz ama kelimelerle ona dokunur. Her satırda bir özlem, her cümlede bir iç çatışma vardır. Sevmek ister ama sevginin sorumluluğundan ürker; yalnız kalmaktan korkar ama birine ait olmaktan daha çok korkar. “Milena’ya Mektuplar”, mutlu bir aşkın değil, yarım kalmışlığın, içsel sancının ve ruhsal bir çıplaklığın kitabıdır. Okurken insan şunu fark eder: Bazı aşklar yaşanmaz, sadece hissedilir. Ve bazı mektuplar karşılık almak için değil, hayatta kalmak için yazılır.
Duygu ve Düşünce
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Kafka Kitap · 201765,9bin okunma
Ah milena!
10/10
·400 syf.··
2025 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 15:12
Milena’ya Mektuplar, bir romandan çok, bir insanın içini olduğu gibi açtığı bir defter hissi veriyor. Kafka bu mektuplarda büyük bir yazar olmaktan ziyade, seven, korkan, özleyen ve çoğu zaman kendini suçlayan bir adam olarak karşımıza çıkıyor. Okurken edebi bir eser okuduğumu değil, gizlice birinin kalbine bakıyormuşum gibi hissettim.
Alıntı
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Can Yayınları · 202365,9bin okunma
Werther'in Izdıraplı Aşk Yolculuğu
7/10
·126 syf.··
2025 25. kitabı
Werther, Lotte, Albert aşk üçgeni yakın zamanda okuduğum Franz Kafka'nın "Milena'ya Mektuplar" adlı eserindeki Kafka, Milena, Pollak aşk üçgeninin gölgesinde kaldığını söylemem gerek. Alman edebiyatının en meşhur ve birbirine çok benzer şekilde ilerleyen iki aşk serüveni. Kafka'nın ki gerçeğin ta kendisi Goethe'nin ki kurgu. Belki de o yüzden Kafka'nınkinden daha çok etklenmiş olabilirim. Goethe'nin eserindeki okuma deneyimim ise genel olarak iyiydi. Eserden bazı alıntılar: “Oradan ayrıldığım için öyle mutluyum ki! Değerli dostum, insanın kalbini anlamak olanaksız bir şey! O kadar sevdiğim, o kadar bağlı olduğum senden uzaklaşıyorum ve bundan mutluluk duyuyorum! Kız kardeşinin geçit vermez cazibesi beni hoş bir şekilde oyalarken, o zavallı yürekte oluşan sevgi için bir şey yapabilir miydim?” “İçinde bulunduğum anın tadını çıkaracağım, geçmiş geçmişte kalacak.” “Anneme her şeyin yoluna gireceğini söyle.” “Kendimi burada çok iyi hissediyorum. Yalnız bu cennet yörede kalbim için harikulade bir merhem oldu.” “Kentin yoksul kesimi artık beni tanıyor ve seviyor, özellikle çocuklar.” “Saygın biriyle daha tanıştım, prensliğin yargıcı, içten ve dürüst biri. Beni evine davet etti, en kısa zamanda ziyaretine gideceğim. Prensliğe ait bir av köşkünde oturuyor. “’Güzel bir hanımla tanışacaksınız, ona âşık olmamak için dikkatli olun.’ dedi teyze. Niye dedim. ‘O sözlü biri, hem de çok akıllı bir adamla.’” “Lotte’ye ‘Albert kim?’ dedim. ‘Albert akıllı bir adam, onunla nişanlı sayılırım.’” “Tanrı’nın azizlerine layık göreceği türden mutlu günler yaşıyorum.” “İşte böyle sevgili Wilhelm, dünyada en çok çocukları kendime yakın buluyorum.” “Grup içinde Lotte’den bahsedilirken sergilediğim aptalca tavırları görmelisin.” “Hayır, kendimi kandırmıyorum! Onun siyah gözlerinde bana
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,1bin okunma
. “Kafka’yla Uykusuz Geceler”
Puan vermedi·448 syf.··
2025 27. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 15:28
Uykusuz musunuz, geceleri uyuyamıyor musunuz? O zaman bu kitap tam da size göre: harika bir uyku arkadaşı. Hani şey olur ya, overlok makinesi ayağınıza geldi hanımlar… İşte bu kitap da öyle: tıpkı beklenmedik bir şekilde, uyumak için ayağınıza gelmiş gibi, fark etmeden sizi sarıyor ve kendinizi satırlarında uyurken buluyorsunuz. Ahhhh kaç defa uyuya kaldım bir ben bir de kitap bilir. Ah Kafka… Milena’ya Mektuplar’da kendini neredeyse görünmez kılma konusunda bir usta. Kitabı okurken insan bazen kendini değil, Kafka’yı destekliyor gibi hissediyor: Milena’yı sürekli göklere çıkarıyor, kendini ise dipsiz bir çukura indiriyor. Örneğin 280. sayfada Kafka soruyor: “Milena, nasıl oluyor da hâlâ benden korkmuyor, tiksinmiyorsun? Ciddiyetinin ve gücünün bir sınırı var mı?” Okuyucu ister istemez düşünüyor: “Kafka, sen kendini bu kadar aşağı çekersen, karşındaki sana ne kadar değer verebilir ki?” Ama Kafka’ya göre sorun bizde; o zaten kendi değersizliğini kabullenmiş. Kitap boyunca bir taraf sürekli ilahi bir varlık gibi yüceltiliyor (Milena), diğer taraf ise kendini sürekli hor görüyor (Kafka). Ve insan ister istemez soruyor: “Milena bu kadar yoğun mektuplaşmaya nasıl katlandı acaba?” Ve işin ironik tarafı: Bu aşk görülmemiş bir aşk mıymış, dünyada eşi benzeri yok muymuş? Tabii ki kendi kendimize söylüyoruz bunu, çünkü Kafka bu aşkı öyle abartıyor ki insan ister istemez gülümsüyor. Sonuçta Milena’ya Mektuplar, aşkın trajikomik taraflarını görmek için ideal bir eser. Kafka’nın kendini ezip Milena’yı kutsaması, hem hayranlık uyandırıyor hem de hafif bir tebessüm bırakıyor. Üst üste Okuduğuma pişman olduğum ikinci kitap bu. Okuyanlar bilir ki en çok yarım bırakılan kitaplardan biridir, Milena'ya Mektuplar. Okuyanlar bilir ki bize Ninni gibi gelen Bu kitabın yarım
1000Kitap
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Kızıl Panda · 202165,9bin okunma