Ah şu ''hakikat''
Raci hakiati arıyormuş ya, bende kandım Raci'ye takıldım peşine. Raci'nin her sözüne de inandım. Çünkü adam oturmuş, ''var mıyım? Yok muyum? diye soruyor kendine. Bunu bilmeyen için LAF gibi gelebilir. Ama bende bir dönem YOK olduğuma tüm hormonlarımın bana verdiği hissiyata dayanarak inandım. Ben var mıydım? Ben yok muydum?
Dedim ki, tamam! Bu işi Aynalı Baba biliyor herhalde. Baksana Raci tam benlik. Aynı yolu geçmişiz. Sonunda Aynalı Baba'yı bulduk. Hakikate yaklaştık. Ama nerdeeee! Raci hayal alemine daldı, bir kahve içiyor, bir büyük rakı devirmiş gibi rüyalara dalıyor. Ulen; bu kitabın orjinalinde rakı yazıyorda, bunlar kahve diye mi meal diyor diye bile düşündüm. Ne zaman rüyaya dalsa Raci aradığını, sorduğunu unutuyor. Kaç rüyaya daldı ve döndü, hiççç hakikati sormadı. Ben mi salaktım da kaçırdım diye düşündüm ama o kadar uzun aradım ki hakikati, kaçıracağımı hiç sanmam. Ki, zaten ben ''hakikatleri hakikat yapan TEK hakikati buldum'' Vel hasılı kelam, kitabın yorumunu bitireyim, sonra kendi sözümü edeyim. Raci'nin rüyalarından hakikat umudumu kestim, ama gayet keyifle rüyaların tadını çıkardım. Harika bir hayal gücü ve çok eğlenceliydi. Hiç sıkılmadan okudum. Ama bu kitapta hakikat falan yok. Bir arayış var ama bir sunuş yok. Ama anlamlı ve ve düşünceye etki edici bazı anlatımlar var.
Gelelim kendi gözümden hakikate. Az önce çaktırmadan hakikati söylediğim için tekrar edip söylemeyeceğim. Hakikat bu dünyanın içinde görülemez, bu kainatta görülemez. Çünkü ''hakikat aranılan bişey değil, kaçılan bişeydir.'' İşte bu kainat içinde o kaçış görülebilir. Ve o görünen ''AŞK'' dedikleri sihirli kelimedir. Ama ''AŞK'' denen kelimeninde anlamı bilinmez. Vel hasılı kelam, AŞK denen hakikat sanılan şey, hakikat değildir. Hakikatten kaçıştır AŞK.