8/10
·680 syf.··
2026 7. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 18:50
Ah fitz.. Küçücük içine düştüğü dünyadan bihaber Fitz'imizin sarayın büyük politik oyunları ile büyüdüğü kitabın sonunda bambaşka birine dönüştüğü bir yolculuktu bu 2. kitap. Dikkatimizi, yazarın sindire sindire oluşturdu dünyayı bu 2. kitabı ile artık olaylar üzerine çeviriyoruz. kitap kesinlikle 1. kitaba göre daha akıcı bir solukta okunuyor. Halen favori karakterlerimden biri olan soytarıda gözüm. Nedense o karakterden büyük bir beklentim var... Üzerinde harika oynanabileceğine inanıyorum.. ( halen beklemedeyim. İnanıyorum ki 3. kitapta aradığımı bulacağım ) Bi de gidip Regalin yüzüne kocaman bir yumruk patlatmak isteyen tek ben değilimdir değil mi ? Kraliyet Suikastçısı Robin Hobb
1000Kitap
Kraliyet SuikastçısıRobin Hobb · Alfa Yayınları · 2020199 okunma
8/10
·872 syf.··
2026 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 14:59
Bu seride yazarın tarzı aksiyondan çok Fitz’in duyguları ve travmaları üzerine kurulu. Ana odak noktası Fitz, fantastik evren de onun etrafında şekilleniyor. Eğer sürekli savaş ve aksiyon bekliyorsanız bu seriyi okumanızı pek tavsiye etmem. Kitaba gelecek olursak, bence serinin en olaylı ve aksiyonlu kitabı buydu ama o melankolik havasını da hiç kaybetmedi. Fitz kadar çeken başka bir karakter var mı bilmiyorum… Herkesin hikâyesi bir şekilde sona ulaştı ama ah Fitz… senin hikâyenin sonu beni pek mutlu etmedi. :(
Suikastçının ArayışıRobin Hobb · Alfa Yayınları · 2021157 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·872 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
FitzChivalry sonunu gördü, yılmadı tekrar canlandı ama düşmanları ve mücadeleleri hiç bitmedi.Kurdu Gecegözleri ile bir oldu.İzanı kadar irfanını da kullanmakta ustalaştı artık.Şimdi tek yapması gereken Altı Dükalık’ı Regal’in ve Kızıl Gemiler’in işgalinden kurtarmak.Verity sürekli onu çağırıyor irfan aracılığıyla, Fitz’in bu çağrıya cevap vermesi gecikmiyor ve yollara düşüyor. O yolda ozan Starling ve Kettle ile tanışıyor, bu iki kadında ona katılıyorlar yolculuğunda ve mücadelesinde çünkü ikisinin de belli amaçları var.Soytarı ile tekrar karşılaşıyor.O artık bir Ak Kahin, Fitz ise bir Katalizör olduğunu kabul ediyor artık.Kettricken da biricik aşkına kavuşmak için Fitz’e katılıyor ama bazı şeyler aynı kalmıyor. Molly, Burrich, Patience, Chade hep özlediği insanlar ama onlardan uzak durmalı çünkü kimse kaderden kaçamaz, özellikle de FitzChivalry. Verity ile Elderling, yani ejderhaları uyandırmak zorundalar çünkü Altı Dükalık için tek kurtuluş yolu bu.Regal’den kurtulmanın yolu ise çok daha zorlu. Vee bitti.Ah be FitzChivalry ne acılar, ne gözyaşları, ne kan, ne ter, ne ihanetler, ne yalanlar, ne acı gerçekler, ne mücadeleler ve daha neler neler yaşadın da yılmadın.Yine çok güzel bir kitaptı ama sonu bir tık üzdü çünkü daha başka bir son olur en azından Fitz için diye düşünüyordum, yani belki sonunda mutluluğuna kavuşurdu diyordum ama yazar acımadı sapladı ihanetleri kalbimize.Olsun, FitzChivalry şimdi barakasında, üvey oğlu ve kurduyla sonsuz denizlere gözlerini dikmiş irfanıyla arayışlarda şimdi ya da kaliteli parşömenlere yaşadıklarını yazıyor masa başında.Özleneceksin Fitz’cik.
Suikastçının ArayışıRobin Hobb · Alfa Yayınları · 2021157 okunma
8/10
·412 syf.··
2025 47. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 16:25
Ah Fitz… Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen ve onun adına bu denli üzüldüğüm bir karakter olmamıştı. Büyük bir fantastik dünya yaratmaktan çok fantastik öğeleri saray entrikaları, politikalarıyla yürütmek istemiş ve bu da gerçekçi bir dünyaya daha yakın hissettiriyor. Yavaş tempolu ama kesinlikle seriye devam edeceğim.
Suikastçının ÇırağıRobin Hobb · Alfa Yayınları · 2021368 okunma
Puan vermedi·664 syf.··
2025 72. kitabı
Ah, bu İngilizlerin kendini beğenmişliği yok mu! Kolera yüzünden annesini kaybeden Robin, İngiliz bir profesör tarafından İngiltere’ye getirilir; sebebi Babil Kule’si eğitimidir çünkü çeviri için özel kişilere ihtiyaç vardır. Londra’da birçok dilin eğitimini alan Robin, nihayetinde Oxford’a geldiğinde İngilizlerin sınıfsal, etnik köken, cinsiyet farklılığına şahit olarak dışlanır ama Rami ve Victoire kadar değildir, çünkü Robin’in -ki gerçek adını asla öğrenemedik- bir tarafı İngiliz kanı taşımaktadır. Bir gece karşısına çıkan ve prestijli Kraliyet Çeviri Enstitüsü’nce çeviri için kullanılan gümüşleri çalan hırsızlarla tuhaf karşılaşma sebebi ile Rami, Victoire, Robin, Letty‘nin hayatlarının akışı değişir. Britanya’da büyümüş bir Çinli olan Robin, Haiti kökenli Victoire ve Hintli Rami ile İngiliz asıllı olan Letty bazı şeyleri sorgulamaya başlar ancak Robin ve Letty kendi vatanlarına ihanet etmek istemezler; olaylar artık bambaşka boyuta evrilir hepsi için. Çeviride kaybolan anlamı yakalamak için gümüş külçe kullanımı, Britanya’nın güç ve zenginlik kaynağıdır, bunun için de İngiltere, Çin’e “afyon” ticareti yaparak zaten uyuşuk ve tembel olan -İngilizlere göre- Çinlileri ikna edip rezervlere el koymayı amaçlar. Gel gör ki, onların göz ardı ettikleri bir kurum vardır: Hermes Cemiyeti. Britanya gümüş-afyon üzerine Çin ile savaş planları yaparken Robin, kaçınılmaz sonu erteleyemeyecektir. Akıcı ve heyecanlı bir okuma sunan #babil ‘in tek kusuru, kurgunun fazla uzatılmış olması.
BabilR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20241,948 okunma
9/10
·136 syf.·
2025 26. kitabı
Bazı kitaplar var, kapağını kapattıktan sonra uzun süre öylece kalıyorsun. Ölü Ozanlar Derneği işte tam da onlardan biri. Okurken hem duygusal olarak içine çekiyor hem de zihninde koca bir kapı açıyor: “Ben ne yaşıyorum, neyi erteliyorum, neye cesaret edemiyorum?” diye sormaya başlıyorsun kendine. Kitap gerçekten çok sürükleyiciydi. Akıp gitti, ama öyle aksiyon dolu sahnelerle değil; karakterlerin iç dünyası, büyümeleri, korkuları, hevesleri… bunların arasında kayarak. Hele Todd! Başta neredeyse görünmeyen o sessiz çocuk, sayfalar ilerledikçe içime işledi. O kadar kendinden şüphe duyan, konuşmaya çekinen, varlığını küçücük tutmaya çalışan biri olarak başladı ki… Bazen onu okurken içim daraldı. Keating öğretmen onun için sadece bir öğretmen değil, bir ayna gibiydi. Onu görmeye başladı, içindeki sesi duymaya zorladı. Ve Todd da o sesle tanışınca yavaş yavaş değişti. En çok etkilendiğim an, şiir okuması gereken sahneydi. O titreyen sesiyle, kalbinden dökülen kelimelerle… O an onun sadece edebiyatla değil, kendiliğiyle tanıştığını hissettim. Sanki ilk kez kendine “Ben de varım” dedi. Keating’in gözlerindeki parıltıyı da hissediyorsun, diğer çocukların bakışlarındaki şaşkınlığı da. Ve finalde… Ah o son sahne. Beni yerle bir etti. Herkesin korkuyla suskun kaldığı o anlarda, ayağa ilk kalkan Todd oldu. “O Captain! My Captain!” derken sesi titremedi artık. Çünkü o artık kendisine bile cesaret verebilen biriydi. Hem en sessiz, hem de en vefalı olan o çıktı. Bu kadar duygusal bir dönüşüm yaşayıp bunu sessizce ama dimdik gösterebilmek, bence hikâyedeki en güçlü anlardan biriydi. Şimdi filmi izleyebilirim. Kitabı bitirdikten sonra karakterleri görerek tekrar yaşamak çok başka bir deneyim olacak gibi geliyor. Todd’un yüzüne bakınca tüm o içsel yolculuk gözümün önünden geçecek.
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,2bin okunma