Duygular kendimizi ve çevremizdeki dünyayı geliştirmemiz ve düzeltmemiz için bizi motive eder. Adaletsizliğin bizi hiç kızdırmadığını bir düşünsenize. Onu değiştirmek için savaşır mıydık? Olası bir kötülüğün bizi korkutmadığını düşünsenize.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Acı aynı bir duman alarmı gibidir. Onu durdurmak isteriz ama aslında bir amaca hizmet ediyordur. Duman alarmı çalmaya başladığında alarmın pillerini çıkarırız. Böylece gürültüden kurtulup bir anlık huzur bulduğumuzu düşünürüz. Oysa alarmın asıl amacı bize evde yangın olduğunu haber vermektir. Psikolojik veya duygusal bir acı hissettiğimizde çare yerine sakinleştirici ararız.
Yıllar önce beni gerçekten etkileyen bir makale okumuştum. Makale şiddetli bir diş ağrısı ile dişçiye gelen bir adamdan bahsediyordu. Doktor, adama dayanılmaz ağrısına neden olan bir enfeksiyon geçirdiğini söylemiş ve iki ilaç yazmış. Zonklamayı dindirecek bir ağrı kesici ve enfeksiyonu tedavi edecek bir antibiyotik. Adam ikisini de almaya gücü yetmeyince çoğumuzun da yapacağı gibi ağrı kesiciyi tercih etmiş ve ağrısını dindirmeyi başarmış. Ama çok geçmeden enfeksiyon ilerlemiş, beynine sıçramış ve adam ölmüş. Basit ve tedavi edilebilir bir enfeksiyon olarak başlayan şey adamın ölümüne neden olmuş. Bu hadisenin neden ve nasılını düşünürsek aslında adamın dişinde hissettiği ağrı onu korumak içindi. Aneta içinde bir şeylerin yanlış olduğunu ve derhal tedavi edilmesi gerektiğini ona haykırıyordu. Aslında bu pek çoğumuzun duygusal acılarımıza yaptığımız şeyin ta kendisi. Asıl nedeni bulmak yerine uyuşturmaya çalışmak. Adamın asıl sorunu ağrı değil enfeksiyondu, ağrı sadece bir belirtiydi. Yani adam yanlış belirtiyi tedavi etti.
American Journal of Preventive Medicine' da yayımlanan bir makaleye göre günün çoğunu sosyal medyada geçiren grubun depresyona yakalanma riskinin üç kat daha fazla olduğu görüldü. Rastgele seçilen bir grubun günlük sosyalmedya kullanımı 30 dakika ile sınırlandırıldı. Bu çalışma sosyal medya kullanımını azaltmayı depresyon, anksiyete ve yalnızlık hissini azalttığını ortaya çıkardı.