Hz Musa'yı Hz Yusuf'u, Hz idris'i Antik Mısır Hiyerogliflerinden okumak muazzam bir tat.
Beni Kur'an arkeolojisi kavramıyla tanıştıran bu eser, Kur’an kıssalarının tarihsel arka planını Antik Mısır tarihi üzerinden ele alan titiz bir çalışmanın ürünü. Kitap, okuyucuyu öncelikle Antik Mısır’ın kronolojik dönemleriyle tanıştırmakta; Hz. İdris’in Eski Krallık, Hz. Yusuf’un Orta Krallık, Hz. Musa’nın ise Yeni Krallık dönemleriyle ilişkilendirilebileceğine dair bir çerçeve sunmaktadır.
Antik Mısır medeniyetinin düşünsel temelleri ele alınırken Hermes figürü merkeze alınır. Yunan mitolojisinde Hermes, Mısır’da Thoth, Roma’da Merkür olarak bilinen bu figürün; Yahudilik ve İslam geleneğinde Hz. İdris ile ilişkilendirilmesi dikkat çekici bir husus olarak sunulmaktadır. Hiyeroglif yazıtlarında Thoth’un “Tanrı Ptah’ın kalbi ve dili” olarak tanımlanması, yazı ve bilginin kutsallığına işaret etmektedir.
Kitapta Tutankhamun dahil olmak üzere bazı mumyaların ellerinde metinler bulunduğuna, bu metinlerin bugün Cambridge Üniversitesi King’s College Kütüphanesi’nde yer aldığına değinilmektedir. Bu metinlerde geçen “Her şey bir olandan gelmiştir” ifadesi, dönemin teolojik düşüncesi açısından önemli görülmektedir. Ayrıca zamanla tevhid anlayışından uzaklaşılarak çok tanrılı inanç yapısına geçildiği vurgulanmaktadır.
Hz. Yusuf kıssası ele alınırken olaylar Kur’an’daki sıraya paralel biçimde aktarılır: Hz. Yusuf’un rüyası, kardeşlerinin kıskançlığı, kuyuya atılması, Mısır’a götürülmesi, iftiraya uğraması, hapsedilmesi, kralın rüyasını yorumlaması ve sonunda yönetime getirilmesi. Mısır’a gelen yabancılara farklı isimler verilmesi nedeniyle Hz. Yusuf’un adının Mısır kayıtlarında birebir bulunmamasının doğal olduğu ifade edilir.
Hiyerogliflerde geçen “Sefenet Paneah” isminin anlamı üzerinde