Puan vermedi·210 syf.··
2026 8. kitabı
Yine ustadin ilginc romanlarindan biri. Okurken orada kaziklanan turistler gibi hissettiriyor, bunu okuyucuya yasatmak cok basarili. Jargonuna hakim olmaya calisirken biraz sure oraya gidiyor ama cok akici bir kitap. Kitabi okurken hep bir tebessum ediyorsunuz. Turizm sektorundeki karmasik iliskileri ve donen dolaplari cok guzel anlatiliyor. Hakan gunday zaten insan psikolojisine hakim bir yazar. Turizm sektorunun icerisinde olanlar kesinlikle okumali. Jargonun tamami: abuş: salak, aptal; salaklık ahçik: kız, kadın ahparik: erkek kardeş; arkadaş ataka: para camper: yürü, ikile camperlemek: uzaklaşmak, gitmek, uzamak ceviz: kötü, işe yaramaz, uyduruk çikolata: isviçre frangı dacik: türk deşalamak: kovmak hanut: parsa, yüzde has: saf/ham altın kevaşe: fahişe kokz: kokain malafa: yüzük ölçüsü almaya yarayan alet mart: erkek meter: seks meterlemek: seks yapmak, kazıklamak miralama: bakmak, izlemek montür: çeşitli takılarda taşın yerleştirildiği çerçeve nasıf: bir şeyi iki eşit parçaya bölen; ekmek. pafküf: sigara, esrar paks: kişi, müşteri papi: baba pasan: akdeniz kasabalarındaki kuyumcular
MalafaHakan Günday · Doğan Kitap · 20175,6bin okunma
Tezgaha mı geldik?
9/10
·210 syf.··
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 20:25
Yine Günday Yine Günday Yine Günday Ben bu adamı gerçekten seviyorum. Dili başka, türü başka, değindiği konular çeşit çeşit bambaşka... Okurken hem gerçeklere en çok gözümü açtığım hem de içinde kaybolup gittiğim yazarlardan birisi. Gelelim kitaba öncelikli olarak bir sözlüğe ihtiyacımız olacak çünkü çok fazla Ermenice sözcük var bunu sona ekleyeceğim. Kitap, özellikle kuyumculuk ve turizm sektörü üzerinden gelişen, dışarıdan parıltılı görünen ama içeriden oldukça karanlık, manipülatif ve satış odaklı bir dünyayı anlatıyor. Hakan Günday bu eserinde, tezgahın arkasındaki o acımasız çarkları, insan ilişkilerinin nasıl birer pazarlık objesine dönüştüğünü ve sistemin bireyi nasıl öğüttüğünü ele alıyor. Kitabı okurken kendimi tam olarak Kozan’ın karşısında hissettim ve bu asla tesadüf değildi. Günday, okuyucuyu bir müşteri (veya kurban) koltuğuna oturtup, satışın bir sanattan ziyade bir avlanma biçimi olduğunu gösteriyor. Ticaret ahlakına olan güvenim zaten yok. Günday da burada günümüzün yüz karası olan o yozlaşmayı önümüze koyuyor. Kitap, dürüstlüğün bir nimet sayıldığı, sadakatin ise sadece bir sonraki satışa kadar sürdüğü bir dünyayı resmediyor. İnsanın insanı kazıklama hırsı, kitapta sadece para kazanmak için değil, sistemin içinde hayatta kalmak ve üstünlük kurmak için yapılan bir refleks olarak karşımıza çıkıyor. Diline gelecek olursak yumoş, ahçik, mart vb. kelimeler beni başta şaşırtsa da, aslında bu kelimeler o dünyanın kapalı kapılarını açan anahtarlar gibi. Hakan Günday’ın o bildiğimiz içine çekip götüren üslubuyla birleşince, bu yabancı kelimeler bir süre sonra bizim de doğal dilimiz haline geliyor. Bu dil, okuyucuyu yabancılaştırmak yerine, o yeraltı dünyasının bir parçası haline getiriyor. Bu kitap aslında güvenin ve sadakatin her masada bitişini ilan
1000Kitap
MalafaHakan Günday · Doğan Kitap · 20175,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·210 syf.··
2024 1. kitabı
Kitabın adını kendisinden aldığı malafa, yüzük satarken uzunluk ölçmek için kullanılan aletin adıdır. Kitapta bu isim sadece bir yerde geçer aslında. Fakat adının malafa olmasının malafanın şekli ile ya da bir ölçüm aleti olmasıyla alakası olduğunu düşündürdü. Zira kitaptaki olaylar ve kişiler ve dahi yaklaşımlar örgüsü, insanın kötü ve vahşi yüzünü ortaya çıplakça koyuyor. Hobbes, homo homini lupus(insan insanın kurdudur) derken bu kitap karakterlerini bilse kesin örnek verirdi. Kitabın daha önce ben dahil pek çoğumuzun duymamış ve dahi denk gelmemiş olduğu argo dilinde yazıldığını belirtmekte fayda var. Mesela kadın kelimesi kullanılmıyor kesinlikle. Ahçik deniyor kadına. Anlatıcı da bu dili kullanıyor. Bu, anlatıcının, olayın ve eserin genel olarak inandırıcılığını artırıyor. Yazar bu bilgilere nasıl erişmiş, gözlem yapmak için bile o insanlarla nasıl sohbet etmiş diye düşünmeden edemedim. Son sözüm: Bu kitabı okuduktan sonra turist olarak gittiğiniz yerlerde rahatça çikolata bile alamayacaksınız.
MalafaHakan Günday · Doğan Kitap · 20175,6bin okunma
7/10
·212 syf.··
2023 30. kitabı
Hakan Günday'ın tarzını seviyor muyum sevmiyor muyum hala emin değilim fakat onun kitaplarını okuma ihtiyacı hissediyorum. Okuduğum diğer kitaplarına göre (Kinyas ve Kayra, Zamir) farklı bir tarz. Aslında Türk Edebiyatı'nda işlendiğini görmediğim bir konusu var kitabın. Topaz adındaki tuhaf bir kuyumcu merkezinde tezgahtarların turistlere nasıl tezgah attığını anlatıyor. Fakat ne tezgahtarlar ne de satışlar bizim bildiğimiz cinsten. Kitap baştan sona tuhaf satış teknikleri, dolandırıcılık, yalan, organize suç, tezgah, tezgahtarlık vb. başlıklarla donatılmış. Kitabın kendine özel bir jargonu var ve başta hiçbir şey anlamasanız da okudukça kelimelerin geldiği anlamları öğreniyorsunuz. Fakat jargon kolay çözülmüyor, ben kitabı bitirince bile tüm kelimeleri çözemedim. Ama jargona alıştıkça kitapla daha samimi bir bağ kurup farklı hissediyorsunuz. Kitap jargonuna örnek verecek olursam: pafküf, meterlemek, tram, ahçik, pata, pörç, miralamak, tetas, yumoş, mart. En çok kadın anlamına gelen ahçik kelimesini beğendim. Kitabın atmosferine cuk oturmuş. Kitap genelde kendini tekrar etmiş diye düşünüyorum. Bu kadar çok mücevher satışında boğulmadan dolandırıcılığın planlandığı kısımları daha çok okumak isterdim. Çünkü Kozan'ın uydurduğu tezgahlar gerçekten insanı içine çekiyor. Kitabın sonu da kitaba yakışır bir şekilde bitti. Değişik bir konusu olan doğal olarak değişik bir Hakan Günday kitabı.
MalafaHakan Günday · Doğan Kitap · 20175,6bin okunma
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2023 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2023 00:00
“Vardım kiliseye Haç suda döner, Dinimden dönersem el beni kınar. Mustafa bu aşka nice bir yanar Başımı sevdaya salan o Ahçik, Aman o Ahçik, civan o Ahçik…” Herkese merhaba. Bugün bir Elazığlı olarak türküsü ile mest olduğum sürekli dinlediğim Ahçik’in öyküsü ile sizlerleyim. Hikaye bu topraklarda en sevdiğim yerlerden biri olan Tarihi Harput mezrasında geçtiği için kendimi bir an olayları yaşar vaziyette buldum. Ahçik, ermeni kızı demek türkçemizde. Ermeni dilinde anlamı ise demet. Bilirsiniz ki, 1900’lü yıllarda Harput, Van, Bitlis, Diyarbekir gibi doğu şehirlerinde Ermeniler ile kardeşçe yaşam sürerdi atalarımız. Daha sonra nifak tohumları ekildi ve aynı sofradan yediğimiz insanlarla birbirimize düşman hale geldik. Günümüzde küfür etmeni olarak dahi kullanılabilen bu insanlarla bir zamanlar tüm dertleri birlikte paylaştık. İşte bu kardeş zamanlarda Mustafa ve Ahçik birbirlerine aşık olurlar. Fakat tam bu sırada Zararlı Cemiyetler devreye girer. Ve bir dizi olaylar… Mustafa ve Ahçik’in birbirlerini Harput sokaklarında nasıl sevdiklerini, sonra da nasıl imkansıza yürüdüklerini okuyacaksınız bu satırlarda. Yazar, hem o zamanlar hakkında bilgilendirici bir kitap yazmış hem de üst düzey betimleme ile olay içinde yaşatmış bizi.. Fakat yayınevi için aynı methiyeleri düzemeyeceğim çünkü o kadar fazla yanlış basılan kelime vardı ki bir ara kelime tahmin etmeye çalışıyordum. Ayrıca kitabın bazı bölümlerinde soldan değil sağ sayfadan devam edilmesi gerekiyordu yanlış basımdan dolayı. Kafamı biraz karıştırdı. Onun haricinde hikayesi çok güzel. Tabii ki özellikle kendi kültürüm adına bu hikayeyi okutmanızı isterim. Keyifli okumalar! :) ( Bu arada kendi okuduğum yayını burada bulamadım, basımından hoşlanmadığım yayın Bordo Yayınları)
Düşünce
AhçikYücel Çakmak · Hayat Yayıncılık · 2007168 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2023 25. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2023 01:05
Ahçik, bir Harput türküsü... Ahçik'in doğup büyüdüğü vatan,vatanı  Harput... Ahçik, adına türkü yazılan güzeller güzeli bir Ermeni kızı... Harput topraklarında başlayan bir aşk ve Suriye'ye uzanan yolculuk. Yazar Yücel Çakmak hazin bir hikâyeyle buluşturduğu bir Türk genci ve Ermeni kızının aşkını anlatıyor. Harput'ta yüzyıllardır Türk ve Ermenilerin bir arada huzur içinde yaşadığı günler, tarih 1915' leri gösterirken yavaş yavaş tehlike çanları halk için çalmaya başlar. İki toplum arasında yaşanan bu sıkıntıların artması yüzünden sevdalı iki gencin evliliğe doğru giden süreçte ki yolculukları da bir süre sonra ayrılıkla noktalanır. Osmanlı Devletine ait bu topraklarda nifak saçmak isteyen bir grup topluluk, çocukları kendi kötü emellerine göre yetiştirmek için okullar açarlar. Böylece gençler arasında çıkan ufak kıvılcımlar kendini hızla körükleyerek göstermeye başlar. Yıllardır birarada Türklerle  bulundukları ortamlarda olmaktan kaçınan Ermeni gençler, ekonomik bakımdan da güçlü olunca Türk düşmanlığını daha fazla alana yaymak için bu gazla yine kendi çıkardıkları gazetelerde  yayınlar yapmaya başlarlar. Başka ülkelerden gelen öğretmen, papaz,çifçi gibi kimliklerle Osmanlı topraklarına yerleşen kişiler kendi açtıkları okullarda çocuk ve gençlerin beyinlerini düşmanlık ile doldurarak  onlara askeri eğitimler vererek amaçlarına adım adım artık yaklaşmaktadırlar. Neticede ise; Ermeni misyonerliğini üstlenen insanların  Türklere karşı tutumu ve düşmanlığı sonrası kışkırttıkları gençleri sokağa dökmeleri yine masum Ermeni halkının topraklarını bırakıp göç ettirilmesi ile sonuçlanıyor . Türk askerleri Ermeni halkını tehcir esnasında onları çetelerden koruyarak Suriye topraklarında ki kamplara yerleştiriyorlar. Ermeni halkının çoğunluğunda, yaşanan bu olaylarda ki
AhçikYücel Çakmak · Hayat Yayıncılık · 2007168 okunma