Nihayet sırtında taşınmayacak kadar ağırlaşan bir yığın günahın yüküyle bir tekkenin eşiğine düşmüş,başını orada bulunacak bağışlanma ve dinlenme yastığına koymaya muhtaç seyyar günahlar sahibi bir dervişe benziyorum.
Kimse tarafından anlaşılmamış, her şeye yabancı, bilmediğim bir yaşayışın kudretli gürültüsüyle sersemlemiş olan ben; acaba şu kuvvetli, güzel vücutlu soytarı gibi, sakin sakin gülümseyerek, yalnız kendi dostluğumun içine kapanmış bir halde yaşayabilir miydim?