اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ،
وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ،
أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ،
أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبِي،
فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ.
Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur.
Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum.
Gücüm yettiğince Sana verdiğim söz ve ahit üzereyim.
Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım.
Üzerimdeki nimetlerini kabul ve itiraf ediyorum; günahımı da itiraf ediyorum.
Beni bağışla. Çünkü günahları Senden başka bağışlayacak kimse yoktur.
❞Kul, gönlünde verdiği söze sadık kalmalı; çünkü Allah, verilen her ahdi sorar.
Kalpten verilen bir söz, sadece insana değil, Allah’a karşı da bir mesuliyettir. Sadakatle mühürlenmiş bir ahit, hem imanın hem de güzel ahlakın işaretidir.❞
Halil ibrahim sofralarından gözetirim karıncaların bile hakkını
Bu senin kaderin der hak çevirir sırtını
Cehennemin altıncı katında ete kemiğe bürünen yalnızlığı
Hak bana el uzatır iremdir onun sunağı
Olmuş güzelleri unutup olmamış kötüleri aradım
Hak benden vazgeçti ben de Hak’kı suçladım
Vaftiz oldum arındım gidip günahlar çıkarttım
Hak bana sev dedi, ben de sana rastladım
Seni acından tanırım acın bana gülümser
Hak bana kızar durur itirazlar eder
Dualar hep zeytinin incirin üstünedirler
Hak beni de affeder tövbekardır kulum der
Giden güller teslimse yazgım olur celali
Hakkı gördüm ay çıkınca doğururken geceyi
Bülbüller kanat çırptı getirdi bin niceyi
Hakkı duydum anlamadım bildiğim o yüceyi
Canlar cananların yollarına serilebilir mi
bildirsin bana bunu inip hakkın meleği
Tabutunda bir ahıt kadifeden mendili
Savul nefesine göz diken hak için azraili
Seni benden çok seversem inan yazık olacak
Hak bu elbet anlayacak seni de kıskanacak
Ellerinden bir tas çorba içsem sanki n’olacak
Hak seni benden alıp Adn’ine saklayacak