Eğer dürtülerimiz sadece açlık, susuzluk ve arzuyla sınırlı olsaydı, neredeyse özgür olabilirdik, ama şimdi esen her rüzgârdan, tesadüfi bir kelime ya da sahneden etkilenip o yöne sürükleniveriyoruz.
Bir yandan bu kadar muktedir, bu kadar erdemli, bu kadar azametli olan insan, aynı zamanda böylesine ahlaksız, böylesine alçak olabilir miydi? Bir bakıyordunuz kötülüğün en büyük bayraktarlığını yapıyor, bir bakıyordunuz asil ve tanrısal her şeyin simgesi oluveriyordu.