Kitap emekçisi….
Emeğiniz kıymetlidir,verdiğiniz emeği anlatmaya kalkışmayın.Anlatılmaya ihtiyaç duyulan emek,sağır olana İsraf edilen ayrı bir emektir.
“Saçma sapan konuşma” demiş büyük balık.
Annesi de “ Onu kandıranın kim olduğunu bir bilsem ! “
“Beni kandıran falan yok” diye itiraz etmiş küçük kara balık.
“Benim kendi beynim var,düşünebilirim.Gözlerim de var….Görebilirim” demiş.
Şunu öğrendimki,balıkların çoğu yaşlanınca ömürlerini boşuna geçirdiklerini söyleyip,lanet okur,her şeyden şikayet edip yakınırlar.Sürekli sızlanıp şikayet ederler.
“Ben bilmek istiyorum” dedi, küçük kara balık.
Hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak,sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi?Yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü ?
Küçük bir kara balık düşünün.Irmakta yaşayan ama denize ve özgürlüğe ulaşma çabası olan.
Samed Bahrengi,balığın çevresindeki baskılara,tutucu düşünce yapılarına nasıl karşı geldiğini,karşılaştığı zorluklara rağmen nasıl pes etmediğini ve diğer balıklara yol göstermesini anlatıyor.
Kitap kalıplara uyum sağlayıp,kaderine razı olmak yerine, çabalamayı anlatması bakımından
Aynı “Küçük prens”ve özellikle Jonathan Livingston’nun “Martı”kitabını anımsatan ve aynı niteliği taşıyan, küçük yaş grubu okuyucusundan ziyade +12 yaş ve sonrası için uygun ve ufku açan,özellikle yetişkinlere yönelik kıymetli bir bakış açısı sunuyor.
Şartları kabullenip uyum sağlamak yerine direnmeyi ve sorgulamayı teşvik etmesi nedeniyle bir dönem ülkemizde de yasaklanmasına sebep olurken,İran da halen yasaklı kitaplar arasında yer alıyor.
Samed Bahrengi’nin ölümü de bu yüzden şaibeli bir şekilde olmuş.
Ana tema bakımından soran sorgulayan direnen ve çabalayan herkesin “Küçük kara balık” Martı”ve “Küçük Prens”kitabını okumasını şiddetle tavsiye ediyorum.