arzusu olan bir insan hiçbir zaman yıkılmaz. senin böyle bir arzun yok, Hamlet. sen sadece başarısız olmanın nasıl bir şey olduğunu görmek için çabalıyorsun.
Müslümanlık, muhayyel bir gelecekte, o aziz İslam nizamı kurulduğunda, ancak belli koşullar gerçekleşirse yaşanabilecek bir din, değildir. Müslümanlık, her halükârda, örneğin zulüm ve küfür sisteminin en korkunç taarruzları altında bile, yaşanacak dindir.
uğrunda ölümü göze alacağımız hiçbir mukaddes değerimiz yoksa, hayvanlar gibi, hatta Kur'an'ın ifadesiyle 'bel hüm edal' (hayvanlardan da aşağı) olmuş olmaz mıyız?
diplomalarımız, yüksek lisanslarımız, doktoralarımız, uzmanlıklarımız, kartvizitlerimiz, sıfatlarımız; sanki bize en önemli hakikati; 'acziyetimizi' unutturmak için tasarlanmış.
"hayatta olmaktan korkarak yaşıyorum."
işte bu sürgün hayatında kazınmıştı o hüzünlü görümünü, çekingen tavırlarını, düşünceli halini, uyuşuk hareketlerini, ağır ağır konuşmasını ve sanki onu bir inziva hücresine mahkum eden o mistik eğilimini.