Kadın cinayetlerinin adi suç değil, aslında politik olduğunu, erkeklerin pek çoğunun kadını tahakkümü altına almayı hak zannettiğini, cezalar yetersiz kaldığı için kolayca cinayet işlediklerini, namus davası diye kadınları iyice baskı altına alan bir kavrama sahip olduğumuzu, gelenek görenek adı altında kadının namusundan erkeklerin sorumlu tutulduğunu, bu sebeple karısını öldüren erkeğin sırtının sıvazlandığı Sayın Genel Müdür Yardımcısına anlatmıyorum elbette.
Kadın cinsini kırıyorlar. Kadınları boşanmak istediği, başkasını sevdiği, çalışmaya gittiği için kıtır kıtır kesiyor, kurşuna diziyorlar. Biz yine bakkala gidiyor, meyve seçiyor, çorap alıyor, haberlere sinirleniyor, klakson çalıyor, komşuya hal hatır soruyor, dizi seyrediyoruz.
Ama çocuklar kusura bakarlar. Kuşlar gibi. Hani taş atmıştım bir kez de küsüp kaçmıştı...
Ben şimdi kaçamıyorum İnci. Ama büyüyünce kaçarım belki. Hani o mavi uçurtma gibi...