Bence insanların arasında en kötüsü olduğunuzda, başkalarının içindeki en kötüyü bulmak bir tür hayatta kalma taktiğine dönüşüyordu. Kendi karanlığınızın gerçek rengini saklama ümidiyle yoğun bir şekilde insanların içindeki kötülüğe odaklanıyordunuz. Annem tüm hayatını böyle geçirmişti. Hep insanların en kötü taraflarını bulmaya çalışırdı. Kendi kızının bile.
"Ciddiyim. Etkileyici bir özürdü. Artık her zamanki halimize dönüp birbirimize kötü davranarak eğlenmeye devam edebiliriz." "Peki ya ben artık birbirimize iyi davranarak eğlenmemizi istiyorsam?" dedi garsona doğru işaret yaparak. Gözlerimi kıstım. "Seni iyi davranırken hayal etmekte zorlanıyorum." "Saatler önce birbirimize gayet iyi davranıyorduk," diye mırıldandı. " al işte, gördün mü! Sırf tekrar sevişebilmek için özür dilediğini biliyordum."
Ethan gözlerime baktı, gülümsedi ve başını öne eğip tabağındaki yemeği çatalıyla dürttü. Daha bir saat önce üzerimi giyinirken beni vahşi bir hayvanın iştahıyla seyreden adamı böyle çekingen bir tavırda görmek garipti. İştahlı bakışlarını yakalayıp ne yaptığını sorduğumda, "Sadece anın tadını çıkarıyorum," diye cevap vermişti.
"Yoksa benimle mi sevişmeyi planlıyordun?" Ethan güldü ve prezervatif paketini dişiyle yırttı. "Seninle mi? Asla." "Bu biraz kaba oldu." Gözlerimin önünde harika bir manzara sergileyerek tekrar üstümdeki yerini aldı. "Bu kadar şanslı olabileceğimi hayal bile edemezdim." Acaba seçtiği kelimelerin ne kadar baştan çıkarıcı olduğunun farkında mıydı? Tartışma çıkaracak değildim çünkü ben de hayatımın en şanslı anını yaşadığımı düşünüyordum. Hem zaten dudaklarıma yapışırken kavradığı beline doladığında tartışmak aklımdaki en son şeydi.