Anneler ve babalar, iyi düşünün ve açık yüreklilikle, samimi olarak cevap verin: Çocuklarınızın yetişmekte olduğu ve kişiliklerinin şekillendiği aile ortamı zihinsel ve manevi açıdan yeteri kadar sağlıklı mıdır?
Onların kişilikleri değil alışkanlıkları eleştirilmeli,
Her insanın hata yapabileceği, hatadan dönmenin bir erdem olduğu, tövbe edenleri Allah'ın bağışlayacağı anlatılmalı,
Arkadaş çevresi, gerektiğinde okulu ve semti değiştirilmeli.
Tedavi yöntemine başvurulmalı.
Dini sohbetlere, konferanslara ve dini etkinliklere götürülmelidir.
Gençleri, Satanizm (şeytana tapıcılık) ve ataizm (dinsizlik, tann tanımazlık) gibi İslâm karşıtı akımlara, bölücülük ve misyonerlik faaliyetlerine karşı uyarmak, bilgilendirmek ve korumak gerekir.
Cinsel güçleri fazla olan gençlerin evlenmeleri farzdır. Evlenme imkânı olmayanlar, oruç tutarak nefislerine sahip çıkmalıdırlar. Peygamberimiz (a.s.), gençlere şöyle seslenmektedir:
"Ey gençler! Sizden evliliğe gücü yetenler evlensin. Çünkü evlilik gözü harama bakmaktan korur, tenasül uzvunu zinadan alıkoyar. Evlenmeye gücü yetmeyen kimseye oruç tutmasını tavsiye ederim. Çünkü orucun şehveti kıran bir gücü / özelliği vardır,
"Namazı dosdoğru kıl, Çünkü namaz insanı fuhuştan (her türlü çirkin, söz, fiil ve davranışlardan) ve münkerden (haramlardan, dinin ve aklı selimin çirkin gördüğü işlerden) men eder. "
Mümin bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer bu günaha tövbe edip terk eder ve Allah'tan bağış dilerse kalbi temizlenip parlar, eğer günaha devam ederse kalbi daha da kararır. İşte bu durum, yüce Allah'ın, "Hayır hayır Doğrusu onların kazanmakta olduklan (günah lar) kalplerini paslandırmıştır" âyetinde zikrettiği "rân" yani kalbin paslanması, kirlenmesi ve kararmasıdır" buyurmuştur.