Emil Sinclair, dünyanın kurallarını erken fark etmiş bir çocuktu. Ona göre dünya, aydınlık ve karanlık olmak üzere ikiye bölünmüştü. Emil'in bildiği aydınlık dünya iyilik, sevgi ve güzellikten ibaretti. Bu dünyanın içerisinde ailesi, düzenli evleri ve şaşmaz öğretiler vardı. Bu dünyada sadece kabuller yer alırdı; Emil'in içinde dolaşan hayaller, tutkular ve sorgulamalar bu dünyanın dışındaydı. Bu korunaklı dünya dışındaki dünya ise karanlıktı. Orada bilinmezlik, sezgiler ve sorgulamalar bulunur ve aydınlık dünyanın kurallarını hiçe sayardı. Emil on yaşındayken kendini bu iki dünyanın sınırında gördüğü günleri anlatmaya başlıyor. Kitap boyunca Emil'in bu günlerinde yer etmiş ve ona iki dünya arasındaki seçim hakkını gösteren sınıf arkadaşı Max Demian ile olan yıllara yayılacak ilişkisini okuyoruz. Demian, Emil için sadece güçlü bir çocukluk figürü olmakla kalmayıp yetişkin yaşamının da bazen rehberi, bazen sorgucu; bazen dostu, bazense işkencecisi oluyor.
Kitabı, hakkında konusu dahil hiçbir fikrim olmadan okumaya başladım. Bazı yazarlar bana bu güvenceyi veriyor. Tam da bu nedenle yazarın izinden ilerleyerek, kitabı beğeneceğime inanıyor, en olmadı beğenmeme ihtimalimi düşünmüyorum. Bu kitabı bana yaklaştıran durum giriş kısmındaki şu cümleydi: ''İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu?'' Bu cümle içimdeki bir noktayı titreştirdi ve merakımı canlandırdı kabul ediyorum. Ancak bu cümleden bu kadar etkilenmemin esas sebebi benim kendi iç dünyam değil, kitabın yazarıydı. Kitabın yazarına olan güvenimin teminatı işte bu girişteki ilk cümlede karşıma anında çıkıvermişti.
Hermann Hesse psikanaliz ile mistisizmin kesişim noktasında duran bir yazar. Onun eserlerini sevme sebeplerimin başında, yazarın dünyayı
İlk sayfalar rahatsız edici buldum. Sonraki sayfalarda atlaya atlaya okurum diye düşünürken bir de baktım ki gerek bile yokmuş sonrası hüzün dolu bir yaşam hikayesine bırakıyor kendini. Çinli Fuguinin yaşam hikayesi tecrübeye ve bir çok şeyi sorgulama götürüyor insanı. Çinin insanları Kömünizme sürdüğünü, köle gibi sömürdüğünü , Çinin siyasî dalgalanmalarını ve Çin halkının yaşadı dehşet verici hayatı görebilirsiniz . Bu kitap yayımlandığında Çin Hükümeti tarafından neden red yediğini engellediğini anlamak zor olmasa gerek.
Şermin Yaşar ve onun gerçeklik ve edebiyatla dolu romanı…
Çok içten, çok bizden ,hüzünlü hayatı tam anlamıyla hissettirecek kadar da gerçek bir hikaye…
Karşılıklı iki karakterin dram ve yaşam dolu hikayesi aslında. Bu kitap bize geçmişle yüzleşmenin aslında ne kadar zor ama bir o kadar da gerekli olduğunu anlatıyor. Ne çok şey biriktiriyoruz içimizde zamanla, ve bunun dışa yansıması da epey bi vakit alıyor. Bunu tam olarak hissettiğimiz ve insanın söyledikleri kadar anlatmadıklarının da yük olduğu bir hissi tarifliyor. Bizi geçmişe yaşanmışlıklara en önemlisi de yüzleşemediklerimize götürüyor. İyi ki de öyle yapıyor…
Sekiz yaşındaki Bela’nın hayatı, ailesi ve her gün ona “Kalbine girebilir miyim?” diye soran gizemli bir varlık olan Öbür Anne etrafında şekillenir. Evde yaşanan tekinsiz olaylar arttıkça Bela, vereceği kararın yalnızca kendisini değil, ailesini de etkileyeceğini fark eder. Anne ve babasının evliliği sarsılırken Öbür Anne giderek daha güçlü ve tehlikeli hale gelir. Evdeki Tuhaf Olaylar, aile bağları, korku ve doğaüstü unsurları etkileyici bir atmosferde bir araya getiren ürpertici bir roman.
Gerilim dozu bir tık yüksek bir kitaptı. Yazar okuyucuyu germesini seviyor, bunu biliyoruz lakin bence biraz da konuyu genişletebilirdi diye düşünüyorum. Bazı kısımlar çok oldu bittiye geldi benim için. Bela’nın o korkusunu hissettim, kıyamam daha 8 yaşında ve korktu çocuk Yani sürekli taşının şu evden artık falan dedim, keşke taşınsalardı
Josh Malerman ile ben Kafes serisiyle tanışmıştım. Kafes serisini sevsem de daha sonra okuduğum Gölün Dibindeki Ev’i hiç sevmemiştim. Evdeki Tuhaf Olaylar ile yazara tekrardan şans vermek istedim. Alışılmışın dışında bir yazım tarzıyla gelmiş yazar. Genelde diyaloglar okuyoruz öyle sayfalarca konu üzerine değinmemiş yazar. Bu doğrultuda benim için hızlı okunan bir kitap oldu.
𝓑𝓮𝓷 𝓰𝓮𝓵𝓭𝓲𝓶𝓶𝓶
Nasılsınız canım kitap dostlarım.
Geçmiş bayramınız kutlu olsun.
Bayramınız nasıl geçti?
Bugün size Yabancı Yayınları ‘ndan çıkan @ashleyelston ‘ın güzel kaleminden #onsüprizrandevu kitabının yorumu ile geldim...
#kitabınkonusu
Ana karakterimiz Sophie'nin yeni yıldan tek dileği erkek arkadaşı Griffin’le biraz yalnız kalıp özgürlüğün tadını çıkarabilmekti. Ama ona sürpriz yapmak için gittiği partide ortaya çıktığı üzere özgürlük peşinde olan yalnız kendisi değildi.Dünyası başına yıkılan Sophie, Noel tatili için anneannesi Nonna'nın evinde toplanan geniş ailesinin yanında biraz olsun avunmayı umuyordu. Torununun kendine acımasına seyirci kalmak istemeyen Nonna hemen zekice bir plan kurdu: Her birini farklı bir aile üyesinin seçeceği on kör randevu.Bazıları felaketle sonuçlanabilecek bu randevuları atlatabilmek için Sophie'nin, kuzenleri Olivia'yla Charlie'nin ve tabii yan komşuları Wes'in yardımlarına ihtiyacı vardı. Efsane Dörtlü güçlerini yeniden birleştirmişken, ikinci şans peşine düşen eski sevgililer ya da imkânsız aşklar neler yaşayacaklar?
Sophie bu randevulardan hangi sürprizlerle çıkacak?
#kitaphakkındadüşüncelerim
Kendini keşfetmek ve yeniden başlamak üzerine yazılmış güzel bir gençlik hikayesi okudum.Ama beni aşırı etkiledi diyemem. Çünkü yazar kitabın sonunu en başlarda belli etmiş. Romantik komedi türünde sizi gülümsetecek bir kitap arıyorsanız tavsiye ediyorum. Kitapla ve sağlıkla kalın...
#okudumbitti
#engelsiz_okurrr
#10süprizrandevu
#kesfet
#isbirligidegildir
𝓑𝓮𝓷 𝓰𝓮𝓵𝓭𝓲𝓶𝓶𝓶
Nasılsınız canım kitap dostlarım.
Geçmiş bayramınız kutlu olsun.
Bayramınız nasıl geçti?
Bugün size Yabancı Yayınları ‘ndan çıkan @ashleyelston ‘ın güzel kaleminden #onsüprizrandevu kitabının yorumu ile geldim...
#kitabınkonusu
Ana karakterimiz Sophie'nin yeni yıldan tek dileği erkek arkadaşı Griffin’le biraz yalnız kalıp özgürlüğün tadını çıkarabilmekti. Ama ona sürpriz yapmak için gittiği partide ortaya çıktığı üzere özgürlük peşinde olan yalnız kendisi değildi.Dünyası başına yıkılan Sophie, Noel tatili için anneannesi Nonna'nın evinde toplanan geniş ailesinin yanında biraz olsun avunmayı umuyordu. Torununun kendine acımasına seyirci kalmak istemeyen Nonna hemen zekice bir plan kurdu: Her birini farklı bir aile üyesinin seçeceği on kör randevu.Bazıları felaketle sonuçlanabilecek bu randevuları atlatabilmek için Sophie'nin, kuzenleri Olivia'yla Charlie'nin ve tabii yan komşuları Wes'in yardımlarına ihtiyacı vardı. Efsane Dörtlü güçlerini yeniden birleştirmişken, ikinci şans peşine düşen eski sevgililer ya da imkânsız aşklar neler yaşayacaklar?
Sophie bu randevulardan hangi sürprizlerle çıkacak?
#kitaphakkındadüşüncelerim
Kendini keşfetmek ve yeniden başlamak üzerine yazılmış güzel bir gençlik hikayesi okudum.Ama beni aşırı etkiledi diyemem. Çünkü yazar kitabın sonunu en başlarda belli etmiş. Romantik komedi türünde sizi gülümsetecek bir kitap arıyorsanız tavsiye ediyorum. Kitapla ve sağlıkla kalın...
#okudumbitti
#engelsiz_okurrr
#10süprizrandevu
#kesfet
#isbirligidegildir