"Eğer kurduğunuz aile, doğduğunuz aileden daha öncelikli değilse, evlenmemelisiniz. Çünkü ne mutlu olabilirsiniz, ne de mutlu edebilirsiniz."
İnsan ne yerse o kokar. Ne okursa onu konuşur. Kimi seviyorsa kalbi o kadardır. Sizsiniz kendinizle ilgili tüm cevapları kendinizi tanıyacak olana sunan. Yaşamınız verir sizi ele. Müzik arşivinizden bellidir kişiliğiniz. Dinlediğin tarz müzikte saklıdır İç dünyanız. Kaç el uzattıysan o dostluklarla sınanırsın karanlığında. Aile bağın kadar bağlısın hayata. Sana karşı yapılan her şeye rağmen duruşundadır tavrın. Gizlediğin iyilik kadar büyük. Tek bir dünya var "vicdanının" etrafında dönen. Tüm karakterindir onun içinde geçen...
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sağlıksız ailelerde çatışmalar çözülmez, üstü örtülür. Hiç yaşanmamış gibi davranılır. Buna da “affetmek” denir. Acılar halının altına süpürülür. Sorumluluk almak ise saldırı gibi görülür. Sen de huzur bozulmasın diye sessiz kalmayı öğrenirsin.
Duygu ve Düşünce
Bir keresinde anneme sormuştum çocukken: "Anne, sen neden hep susuyorsun?" O da demişti ki: "Çünkü bazı duygular kelimeyi kirletir."
Erkeğin cinsel kıskançlığını ve tekil babalık takıntısını "doğal" kabul eden modern zihniyet karşısında; yerlinin tüm kabile çocuklarını aynı aşkla sarmalayan o komünal sevgisi, modern "sevgi ve aile" tanımlarımızın aslında mülkiyet virüsüyle sakatlanmış bencilce birer illüzyon olduğunu mu kanıtlar?

Quintessentia

@Dedalus_
·
On yedinci yüzyıl Cizvit misyoneri Paul Le Jeune, bir Montana yerlisine etrafta kol gezen sadakatsizlikle ilgili öğütler verirken, doğru anne-babalığa ait aldığı dersi hiç unutamamıştır: 'Bir kadının kendi kocası dışında bir erkeği sevmesinin onursuzluk olduğunu, kendisinin bile oğlunun gerçekten kendisinin oğlu olup olmadığını bilmediğini söyledim. Yerli bana dönüp, 'Sözlerin saçma, siz Fransızlar yalnızca kendi çocuklarınızı seversiniz. Biz ise kabilemizin bütün çocuklarını severiz' dedi.' Bizim biyolojik akrabalığımız çoğumuza ne kadar doğru gelse de aslında yine bir 'karikatürleştirme/taş devrileştirme' fiili söz konusu. Biz aileye ilişkin kendi algımızın sonsuz ve insan doğasına ait evrensel bir şey olduğunu varsayıyoruz.
Üniversiteye geçince çalışacağımı hiç düşünmezdim. Her işletme farklı bir aile.. Her insan farklı bir hayat.. Yoruluyorum ama günün sonunda helal paranın verdiği mutluluk ve birkaç güler yüzlü insanla uğurlanıyorum :))