Her geçen gün, aile değerlerimiz örselenmekte; evlilikler, külfetli hale getirilmekte; bekârlık ve evlilik dışı hayat teşvik edilmektedir. İnancımızda rızkın Allah’a ait olduğu vurgulanmasına rağmen, ‘çocuk sahibi olmanın hayatı zorlaştırdığı’ söylemleri günden güne artmaktadır. Hâlbuki devletlerin geleceği; ailenin kurulmasına, korunmasına ve güçlendirilmesine bağlıdır. Milletlerin en büyük sermayesi, milli ve manevi değerleriyle yetişen nesillerdir. Bu sebeple, göz aydınlığı evlatlarımızın evliliklerine yardımcı olmak, sadece anne ve babaların değil bütün toplumun ortak sorumluluğudur.
Din
Aile olmak, sadece aynı mekânı paylaşmak değildir. Aile olmak, dünyayı da ahireti de cennete çevirmek için el ele verebilmektir. İyi günde olduğu gibi kötü günde de birlik ve beraberliği güçlü kılabilmektir. Aile olmak, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in örnekliğini hayatımıza yansıtabilmektir. Onun gibi, elinden ve dilinden emin olunan güvenilir bir eş olabilmektir. Kızını ayakta karşılayıp yerini ona ikram eden vefakâr bir baba olabilmektir. Cumamız Mübarek Olsun.
Din
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Çünkü bazı insanlar anlaşılmak isterken, seni anlamayı hiç denemez. Bazı kalpler şefkat beklerken, sana şefkat göstermeyi unutabilir. Ve sen, sürekli başkalarının karanlığına ışık olmaya çalışırken kendi ışığının yavaş yavaş söndüğünü fark etmeyebilirsin."
Alıntı
Bir termos çayı içicem o derece canım çay çekiyor bugün 🤭 düşünsenize yani birde soğuma şansı yok , yaşasın.
sonu ters köşe // sürpriz sonlu değişik filmler `ölümcül oyunlar` (funny games, 1997/2007) bir aile tatil evine gelir ama kapılarını çalan iki gençle her şey tersine döner. seyirciyle dalga geçen, rahatsız edici ve ters köşe. `buried` – toprak altında (2010) bir adam tabutta uyanır. tüm film bu tabutta geçer ama finali nefes keser. `exam` – sınav (2009) bir şirkette işe girmek isteyen 8 kişi, çok ilginç bir sınava tabi tutulur. sonunda neyin sınavı olduğunu anladığında şaşırırsın. `the vanishing` (spoorloos, 1988 – hollanda) bir kadının gizemli şekilde kaybolmasıyla başlayan hikâye, finalde sert ve beklenmedik bir sona ulaşır. `the invitation `– davet (2015) bir adam eski karısının evindeki akşam yemeğine katılır. davet neden yapılmış? finalde her şey değişir. `perfect blue` (1997 – japonya, anime) bir pop yıldızı oyunculuğa geçerken gerçeklik ve kurgu birbirine karışır. psikolojik olarak beyin yakan bir film. `the autopsy of jane doe` – jane doe'nun otopsisi (2016) bir baba-oğul adli tıp uzmanı, genç bir kızın cesedini incelerken doğaüstü olaylarla karşılaşır. finali hem korkutur hem şaşırtır.
Herhangi bir duygu içerisinde olmak, hissetmek, bilmek hiç bir şeyin anlamı yok. Bizler yoksul çocuklar; zamanımızla, bedenimizle, ruhumuzla ve yüreğimizle mücadeleye devam etmek zorundayız... Şimdi sinir bozucu zihnini kapat ve kendini hayal et. Nasıl biri olurdun? Tersini de yap sonra hislerini kapat ve nerde olurdun düşün. Tekrar dön kendine bu geri kalmış varlık nerede daha çok mutlu ve bu prangalanmış hisler bütünü varlık bunun için ağlayacak mı yoksa kalkıp mücadelesini vererek bulunuşunu anlamlı hale getirmeye çalışacak mı? Gökhan ARMAN