ağaçları sevme yeteneğinde çok fazla insanlık vardır. ilk büyülenmelerimize duyduğumuz özlem vardır. doğanın bağrında kendini bunca anlamsız hissetmenin büyük gücü vardır. evet, bu işte: ağaçların çağrısı, onların ilgisiz ululuğundan ve onlara olan sevgimizden dolayı bize hem dünyanın yüzeyinde kaynaşan gülünç ve aşağılık parazitler olduğumuzu öğretir, hem de bizi yaşamaya layık kılar; çünkü bize hiçbir borcu olmayan bir güzelliği tanıyabiliriz.
kendi mutlaklarımızın ötesini asla göremiyoruz ve daha ciddisi, buluşmaktan, karşılaşmaktan vazgeçtik. bu daimi aynalarda kendimizi tanımadan yalnızca kendimizle karşılaşıyoruz. eğer kendimizi fark edersek, başkasında yalnız kendimize baktığımızın, çölde tek başımıza olduğumuzun bilincine varırsak, deliririz.