güzellik nerededir? diğerleri gibi ölmeye mahkûm büyük şeylerin içinde mi, yoksa hiçbir iddiada bulunmadan, anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi?
sessizliğin içeriye gitmeyi sağladığını, yalnızca dışarıdaki yaşamla ilgilenmeyenlere gerektiğini onun anlayabileceğini sanmıyorum çünkü onun içi, dışarısı kadar, sokak kadar kaotik ve gürültülüdür.
yaşamın bir güldürü olduğuna kesinlikle inanmama rağmen sonuna kadar dayanabileceğimi sanmıyorum. aslında bizler var olmayana inanmak üzere programlanmışız, çünkü bizler acı çekmek istemeyen canlılarız. bu nedenle, tüm gücümüzü, bu çabaya değen şeyler olduğuna ve bu nedenle yaşamın bir anlam taşıdığına ikna olmak için harcıyoruz.
bilmek isterdim, dedi kendi kendine, kapalı olduğu sürece bir kitabın içinde ne olur aslında? doğal olarak yalnızca kâğıdın üstüne basılmış harfler var içinde, ama buna karşın bir şey oluyordur mutlaka, çünkü ben kitabı açınca birden ortaya koskoca bir öykü çıkıveriyor. önceden tanımadığım kişiler oluyor, her tür serüven, olaylar, kavgalar oluyor, kimi zaman
da deniz fırtınaları çıkıyor ya da yabancı ülkelere, yabancı kentlere gidiliyor. yine de bunların hepsi bir biçimde kitabın içinde. okunmalı ki yaşansın, bu belli. ama bunlar kitabın içinde önceden oluyor. bilmek isterdim, nasıl oluyor bu?