1000Kitap Logosu
Seda Nur Ataman
TAKİP ET
Seda Nur Ataman
@ainulindale
Philomath | Digital Creator | Kablosuz Beyin | Kampüsteyiz
11 kütüphaneci puanı
167 okur puanı
24 Ağu 2017 tarihinde katıldı.
175
Kitap
28
İnceleme
399
Alıntı
43
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
daha kaç köyden sürülsün insan adam oluncaya dek? daha kaç derya dolaşsın martı bulsam diye bir tünek? daha kaç toptan atılsın gülle harp toptan kalkıncaya dek? cevabı, dostum, rüzgârda bunun cevabı esen rüzgârda. daha kaç yıl kök salsın ağaç bahar açıncaya dek? daha kaç yıl kök söksün bu halk yerin bulsun diye hak? daha kaç aydın ışığı görüp görmezlikten gelecek? cevabı, dostum, rüzgârda bunun cevabı esen rüzgârda. daha kaç can canından geçecek cana yetinceye dek? daha kaç el boş açılsın göğe göğermedikçe yürek? daha kaç teller kopsun sazlardan bu ses duyuluncaya dek? cevabı, dostum, rüzgârda bunun cevabı esen rüzgârda. Joan Baez, Bob Dylan
6
POST İNSAN
Tanrı Ülgen, insanı topraktan şekillendirmiş ancak onu canlandırmadan Cennet’e bırakmıştı; biraz işi vardı ve insan üzerinde iyice düşünerek karar vermek istiyordu. Çamurdan yarattığı insanı, Erlik (Şeytan) gelip zarar vermesin diye de o günlerde tüyleri olmayan çıplak köpeğe emanet etmişti. Köpek hırlayıp havlayacak Şeytan’ı yaklaştırmayacaktı. Durumu anlayan Erlik, insana yaklaşabilmek için köpeği kandırmaya karar vermişti. Tanrı Ülgen’in emriyle havlayıp hırlayan köpeğe çıplaklığını hatırlatmış ve ona güzel tüylerden oluşan bir kürk vermeyi vaat ederek onu kandırmıştı. Köpek verilen hediyeyi görünce sesini kesmiş Erlik’in insana yaklaşmasına izin vermişti. Erlik, Ülgen’in şekillendirdiği bu çamur parçasını küçümseyerek baktıktan sonra her yerine tükürerek kirletmişti. Tanrı Ülgen, gelip Erlik’in yaptıklarını görünce köpeğe nankörlüğü nedeniyle kızmış ve onu insanın hizmetine mahkûmiyetle cezalandırmıştı. Erlik’in salyalarını bulaştırdığı insanı ise ne yaptıysa bir türlü temizleyemeyen Ülgen, onu içini dışına gelecek şekilde ters çevirmek zorunda kalmıştı. Böylelikle Erlik’in (Şeytan) salgıları insanın içine geçmişti. Bu salyalar insanın günahla olan imtihanı olacaktı. İsmail Gezgin – edebiyathaber.net (11 Ekim 2013)
Elbette hayvanlardan farklıyız; hayır, onlar elbette uzay gemisi yapamazlar, hayır onlar matematikten anlamazlar, hayır tabi ki Shelley gibi romantik şiir yazamazlar. Lanet olsun! Siz bir balina gibi yüzebilir misiniz? Kartal gibi uçabilir misiniz? Bir yarasa gibi işitebilir misiniz? Bir kedi kadar güzel misiniz? Bir kedi kadar güzel kokuyor musunuz? Kimlerin hak sahibi olacağı ve kimlerin hak sahibi olamayacağı, kimlerin topluma dahil olup olamayacağı türünden bir ahlaki evrende kriterimizi akıl olarak belirlemek tamamen saçmadır ve ayrımcılıktan başka bir şey değildir! Eğer zürafalar insan ırkı kadar geri kafalı, kendini beğenmiş ve önyargılı olsaydı en az 2 metrelik boynunuz olmadığı sürece hiçbir hakkınız olmayacaktı. Sizi diri kesimle kestikleri, yiyecek olasınız diye kesip biçtikleri, sırf o kadar uzun bir boynunuz yok diye size her türden işkenceyi yaptıkları böylesine emperyalist bir zürafa dünyasında yaşamak ister miydiniz? İşte bizim ahlaki kodumuz böylesine ayrımcı ve önyargılı. Steve Best
3
Halil Cibran
Gez ve kimseye söyleme,  Gerçek bir aşk hikayesi yaşa kimseye söyleme. Mutlu ol kimseye söyleme,  İnsanlar güzel şeyleri mahveder.
2
İbrahim Sadri
Bir adın kalmalı geriye Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde Aynaların ardında sır Yalnızlığın peşinde kuvvet Evet nihayet Bir adın kalmalı geriye Bir de o kahreden gurbet Sen say ki Ben hiç ağlamadım Hiç ateşe tutmadım yüreğimi Geceleri, koynuma almadım ihaneti Ve say ki Bütün şiirler gözlerini Bütün şarkılar saçlarını söylemedi Hele nihavent Hele buselik hiç geçmedi fikrimden Ve hiç gitmedi Bir topak kan gibi adın İçimin nehirlerinden Evet yangın Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan Evet kaybetmenin o zehirli buğusu Evet nisyan Evet kahrolmuş sayfaların arasında adın Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı Bu sevda biraz nadan Biraz da hıçkırık tadı Pencere önü menekşelerinde her akşam Dağlar sonra oynadı yerinden Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca Sen say ki Yerin dibine geçti Geçmeyesi sevdam Ve ben seni sevdiğim zaman Bu şehre yağmurlar yağdı Yani ben seni sevdiğim zaman Ayrılık kurşun kadar ağır Gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın Yine de bir adın kalmalı geriye Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde Aynaların ardında sır Yalnızlığın peşinde kuvvet Evet nihayet Bir adın kalmalı geriye Bir de o kahreden gurbet Beni affet Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç
1
7