Halil ve Suat’ın 11 gününü okuyoruz bu kitapta. Halil’in aklı Suat’a göre daha çok çalışıyor. Halil’in anılarında beni etkileyen tarafları;
1-Olmadık anlarda böyle saçma listeler yapıp anlamsızca cümleler yazması.
2-Septik yanlarında zart diye haklı çıkması.
3-Dolunca kalkan dolmuştaki 10’dan 1, 20’den üç gibi dönen hesabın onu çok etkilemesi
4-Lafı cinselliğe getirme hevesi
5-Suat’ın hayatındaki İsmet abinin gideceği yerlere göre olan arkadaş çevresi
6-İçinden 4 kere “hay hay” diyince başının dönmesi
7-Suat’ın soba borusu amcasının kolpa hikayelerine tepkileri ve Samsun’a dönüşlerini izlemesi
Kitabı kapatıp Samsun’lu Değilim açtım ve Feyyaz’a bir kez daha güldüm.
Samsun’lu Değilim, Suat gibi düşünen Halil’in şarkısı oldu benim için. Salim’e yazılmış ama Salim, Suat’ın amcası tarafından ne olduğu ortaya çıkarılınca bu şarkıyı hak etmiyor diyip Samsun’lu olmadığını söylüyor, yalanını itiraf ediyor gibi.
Feyyaz evreninde meğer karakterler bağlantılıymış da buna bir kapı aralamış gibi ahndnfnnd üf kitap çok güzeldi otobüste, metroda sırıta sırıta okudum.
Bir de unuttuğum süpermarket servislerini hatırladım. Şimdi uygulamalardan eve direkt adamlarla getirtiyoruz zamanında süpermarketler önünde servisler olurdu. Eve yakın yerde inerdin dolmuş gibi. Ücretsizdi ama saati vardı. Biner beklerdin kalkardı. Poşetleri eve kadar taşımak yerine 2 sokak ötede de olsa binerdik bunlara. Kitapta Suat’la Halil çok güzel anlar yaşıyordu serviste. Çok eğlendim okurken ya. Keşke devamı olsa Halil ve Suat’ın hikayelerinin.
Suat amcasıyla Samsun’da gezerken Salim’le karşılaşsa, Halil’i arasa falan bi 11 gün de Samsun’da takılsalar da okusak keşke.
Eğlendiğim kadar olmasa da imla hataları yüzünden de keyfim kaçtı bi tık. Yeni baskılarında daha dikkatli olurlar umarım. Hepsine rağmen